Birinci Dünya Savaşı'nın ardından Anadolu'nun dört bir yanının İtilaf Devletleri tarafından işgal edilmesiyle birlikte, Türk milleti tarihin en büyük direnişlerinden birini başlatmıştı. 'Ya istiklal ya ölüm' parolasıyla yola çıkan millet, maruz kaldığı tüm baskılara ve imkansızlıklara rağmen bizzat kendi küllerinden yeniden doğmayı başardı. Sakarya Meydan Muharebesi ile düşman ilerleyişi durdurulmuş, ancak yurdun tamamını temizlemek için çok daha kapsamlı ve stratejik bir hazırlık süreci gerekmişti.
Sakarya Zaferi'nin ardından Türk ordusunun asker sayısı ve mühimmatı artırılsa da, kağıt üstünde Yunan kuvvetleri hala üstün durumdaydı. Dünya kamuoyu Türk ordusunun taarruz gücüne sahip olmadığını düşünürken, Ankara'da ve cephede yürütülen gizli planlar düşmanı şaşırtacak nitelikteydi. Birliklerin intikalleri tamamen gece saatlerinde gerçekleştirildi, düşmanı yanıltmak amacıyla sahte hareketlilikler ve bilgi sızıntıları kurgulandı. Başkumandan Mustafa Kemal Paşa'nın liderliğinde yürütülen bu titiz süreçte, Meclis ve toplum da olası bir büyük taarruza psikolojik olarak hazırlandı.
Herkesin Ankara'da olduğunu sandığı bir sırada gizlice Akşehir'deki Batı Cephesi Karargahı'na geçen Mustafa Kemal Paşa, komutanlarla bir araya gelerek taarruz planını netleştirdi. 26 Ağustos 1922 sabahı Kocatepe'de yerini alan Başkumandan'ın emriyle Büyük Taarruz, saat 05.30'daki topçu ateşiyle resmen başladı. Kısa süre içinde Tınaztepe, Belentepe ve Kalecik Sivrisi düşmandan temizlendi; Afyonkarahisar düşman işgalinden kurtarıldı.
Şiddetli çatışmaların ardından 30 Ağustos'ta Zafertepe Çalköy'de birliklere taarruz emrini bizzat veren Mustafa Kemal, Dumlupınar Meydan Muharebesi ile Yunan birliklerini tamamen kuşatarak imha etti. Büyük bir hezimete uğrayan düşman ordusu kaçmaya başlarken, Türk askerinin önünde artık hiçbir engel kalmamıştı. Bu muazzam zaferin ardından yayımlanan tarihi bildiride yer alan 'Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz'dir, ileri!' emriyle birlikte İzmir'e doğru kacınılmaz yürüyüş başlamış ve Anadolu'nun işgal edilemeyeceği bütün dünyaya kanıtlanmıştır.