İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkan satır başları:İnanıyorum ki hepiniz ülkemize ve milletimize en güzel şekilde hizmet edecek, Türkiye’yi her kulvarda çok daha iyi yerlere getireceksiniz. Gençlik bir devam ve beka halkasıdır; en kritik insan kaynağıdır.
Gençliğin her şeyden evvel ulvi bir davası olmalıdır. Bu dava, günübirlik gelip geçici heveslere değil, asırları kuşatan güçlü bir mefkûreye dayanmalıdır.
Biz de şahsen hem yarım asrı aşan siyaset hayatımızda hem de AK Parti’nin çeyrek asırlık yolculuğunda hep gençlerle yol yürümeye, gençlerin davasına destek vermeye gayret ettik. Gençleri siyasetin merkezine almak, unutmayın, bir memleket meselesidir.Seçilme yaşını 30’dan 18’e indirerek siyasette gençlerin önünü açtık.
Özel sektörden eğitime ve spora, yönetimden kültür sanat ve sivil topluma kadar gençlere her türlü desteği sağladık. “Bir gencimizi daha nasıl kazanabiliriz?.Bir gencimizi daha bu milletin istiklal yürüyüşüne nasıl dâhil edebiliriz?” diyerek her fırsatta sizlerin yanında olduk. Şunu daima aklımızın bir köşesinde tuttuk.
Bu milletin evlatlarını sağcı, solcu, ilerici, gerici, Alevi, Sünni diyerek birbirinden ayırdılar. Türkiye’yi ayağa kaldıracak nesilleri heba etmekte hiçbir sınır tanımadılar.
Bakınız sevgili gençler, dün 12 Eylül darbesinin 46’ncı yıl dönümüydü. O karanlık günlerde gençler işkence gördüler.
İşkence görenler içinde Samsunlu gençler de var. İnfaz edildiler, gelecekleri ellerinden alındı.
Anneler, babalar yıllar yılı üzerlerine titredikleri kınalı kuzularını vesayetçilere kurban verdiler. Bizim tüm gayemiz, bu kötü günlerin bir daha yaşanmamasıdır.Tabii, gençleri sömürülecek bir oy deposu olarak görenler, gençleri şahsi ikballeri için aparat olarak kullananlar bundan rahatsızlık duyuyorlar.
Varsın duysunlar. Biz onlara hiçbir zaman aldırmadık, bundan sonra da aldırmayacağız. Gençlerle kucaklaşmaya devam edeceğiz.
Soru: Terörsüz Türkiye sürecinde YPG kendini feshetti. Hedefe çok yaklaşıldı.
Bizler bu sürecin sonucunu nerede ve ne zaman göreceğiz?.Güneydoğu ve Doğu bölgelerinde terörden yana sıkıntılarımız büyüktü. Bu iki bölgede artık terör diye bir şey kalmadı.
Yaylalar, otlaklar bayağı hareketli ve canlı. Benim kardeşlerim buralara çıkabiliyor, ellerindeki küçükbaş ve büyükbaş hayvanları rahatlıkla otlatabiliyorlar.
Bunları yaparken de huzur içerisindeler. Bölgede de artık sıkıntılar âdeta yok.
Şimdi hedef, daha büyük çapta Güneydoğu’da, Doğu’da ve bölgenin genelinde huzurlu bir havayı hâkim kılmak. Soru: Dünya, “Dünya beşten büyüktür” gerçeğini görebildi mi?.Yıllardır “Dünya beşten büyüktür” dedik, demeye de devam ediyoruz.
Bununla da kalmadık, bir şey daha söyledik: “Daha adil bir dünya mümkün” dedik. Daha adil bir dünya nasıl mümkün?.Hürmüz Boğazı’nda olanları takip ediyoruz.
Sadece Hürmüz Boğazı’nda olanlar değil; bakıyorsunuz, Körfez’de birçok yerde ciddi sıkıntılar var. Sıkıntıların darboğaza sürüklediği yerlerin başında İslam dünyası geliyor.
Bizler, Türkiye olarak İslam dünyasının yaşadığı sıkıntıları bir an önce aşalım diyoruz. Bunu aşmak için de Türkiye bölgeye ağırlığını koydu ve koyacak.
İşi hafife alamayız. Çünkü Türkiye’den beklentiler çok.
Unutmayın, biz Mekke’deki savunma paktı adımını niye attık?.Üç ülke bir araya gelsin ve bu adımla İslam dünyasına buradan bir sinyal versin diye bu adımı attık. Güzel gelişmeler var.
Bunu da başaracağız.Soru: 12 Eylül’e dair neyi unutmamamızı istersiniz?.“Bir sağdan, bir soldan” demek suretiyle bu darbeci zihniyet, o dönemin gençliğini yedi. O gençlerden ne yazık ki niceleri öldürüldü.
Bunları ne görmek ne de yaşamak isterdik. Temennimiz odur ki bundan sonraki süreçte aynı durumlar yaşanmasın. “Bir sağdan, bir soldan” denilerek gençler öldürülmesin.
Böyle bir şeye fırsat verilmesin. Herkes dimdik yoluna devam etsin.
Gençler, eserleriyle geleceğin Türkiye’sini hazırlasınlar