- Sürekli boyundan büyük tehditler savuruyor. - Sürekli aklını ve izanını kaybetmiş gibi hareket ediyor. - Sürekli sonu kötü bitecek maceralara hevesli. -Her zaman ağırlığını koruyor ve sabırlı. - İSRAİL: Devlet aklını kaybetmiş küstah bir çete tarafından yönetiliyor. - TÜRKİYE: Bin yıllık deneyime yaslanan bir akıl tarafından yönetiliyor. BİRİ Şener Üşümezsoy, öbürü Osman Bektaş. - Kâbus senaryolarına kayıtsız kalabiliyorum. - Kafam daha yastığa gelmeden uykuya dalabiliyorum. - Bizi korkutan hocalara nanik yapabiliyorum. - Süper etkili bir antidepresan almış gibi oluyorum.
Ama bir yandan da yüreğimin taaa derinliklerinde... “İnşallah söyledikleri doğrudur” diye bir ürperti geçmiyor değil. - Alihan Kuriş kim abi?.Paranı, pulunu, iradeni, her şeyini niye bu adama teslim ediyorsun?.Ne özelliği var bu adamın?.- Alparslan Kuytul kim abi?.Bu adamın rüyalarından bize ne?.Bunun ve yardakçılarının “seçilmiş özel insan” propagandasına niye kanıyoruz?.- Tarikat mıdırlar, cemaat midirler, örgüt müdürler?.Yoksa üçünden birer tutam mıdırlar?.Bu tuhaf yapıların egemenliği yetmedi mi?.- Toplanan paralar, kilolarca altınlar, milyar dolarlar... Bunlar neden maddiyatı bu kadar çok seviyorlar?.Parayı toplayan neden holdingleşiyor?.- Maddiyat öyle belirleyici olmuş ki bu yapılarda maneviyatın izi tozu kalmamış.
İnanmış insanların ne işi var bunların yanında?.- Kuriş, Kuytul falan. Bugün bu ikisi.
Yarın başkaları. Bunların at koşturabildiği şu iklimle mücadele etmenin vakti gelmedi mi?.ERKAN Mumcu, sosyal medyada bazı kişilere “Çık karşıma, ekranda tartışalım” dedi. - Adamın 20 yılı aşkın süredir bilenmişliği var. -Nasıl bir patlama yapacağından emin değilim. - Ağzı da çok iyi laf yapıyor, sen daha cümleni kuramadan o üç cümleyi kurar. - Kaybedecek bir şeyi olmadığı için güm güm güm yapar.
ESKİDEN misafir odalarının geniş sehpalarının üstünde devasa fotoğraf albümleri olurdu. Misafirlerle birlikte bakılırdı o albümlere.
Bugünlerde elle tutulur somut fotoğraf diye bir şey kalmadı. Özensizce çekilmiş fotoğraflar da dijitalde.
Binbir emekle çekilmiş fotoğraflar da. Birine bir fotoğraf göstermek için dijital hafızada dakikalarca debelenmek zorundasın.
Sizi bilmem ama ben “karta basılı fotoğraf / fotoğraf albümü” dönemine dönüş yapacağım en kısa zamanda. Karşında “Benden rüşvet aldın” diyen biri var.
Ekrem İmamoğlu davasında bugünlerde şikâyetçiler dinleniyor. İmamoğlu da onlarla polemiklere giriyor mahkeme salonunda. “Osman Abi!.Ben senden para istedim mi” diye soruyor mesela.
Cevap geliyor: “Evet, istedin.” “Allah seni ıslah etsin Osman Abi” diyor İmamoğlu. Bu sefer de Osman Abi’den “Allah asıl seni ıslah etsin” karşılığı duyuluyor.
Hatta şikâyetçilerden biri, Ekrem İmamoğlu’nun yaklaşımları karşısında... “Senin polemiklerin burada işlemez” diyor. Mahkeme salonunda şikâyetçi olarak bulunan kişilerle yapılacak polemik, başarısızlıkla sonuçlanmaya mahkûmdur.
Varsa elindeki somut kanıtları ortaya koymalıdır. REŞAT Nuri’yi yeniden okurken şunu fark ettim: Osmanlı’nın son dönemi, Cumhuriyet’in ilk dönemi...
Herkes “siz” diye hitap ediyormuş karşısındakine. Çok yakın arkadaşlar bile “sen” yerine “siz” diyorlar konuşmalarında. “Sen”e geçiş süreci bayağı sancılı oluyor. - BİR: Yeni Parti’de ilçe başkanı olmak isteyen bir adamın, Yeni Parti milletvekiline bıçakla saldırması.
Siyasetin geldiği yer açısından bayağı ibretlik bir olay. - İKİ: Adamın tekinin minicik çocuğuna, “Senin annen o.... biliyor musun” demesi. Bu sözün çocuk üzerinde yaratacağı travmayı düşünüp travma yaşıyorum. - Evet, dinle ilgili şakalarında bazen sınırları zorluyor. - Evet, son gösterisi “Hezeyanlar” o kadar da çok güldürmüyor. - Evet, din ve sınıf ayrımı temalarına saplanıp kalmaması lazım. - Evet, Nuri Bilge’nin filminde oynamasıyla ilgili şakalarından gına geldi. - Evet, bazen abartılı aksan yapıyor ve bu çok itici.
Ama yine de Doğu Demirkol’un hem çok güldürmüşlüğü var hem de özgün eserler ortaya koyma potansiyeli var