İstanbul'da görülen ve kamuoyunun yakından takip ettiği suç örgütü davasında sular durulmuyor. Davanın son duruşmasında, eski CHP Milletvekili Turan Aydoğan'ın mahkemeye sunulan ses kayıtları hakkındaki savunması ve yaptığı çarpıcı itiraflar duruşma salonuna damgasını vurdu.
KİPTAŞ arazisindeki bir tahliye işlemini durdurma vaadiyle 200 bin dolarlık rüşvet ve nüfuz ticareti iddialarının ele alındığı davada, kritik deliller mahkeme heyeti tarafından tek tek incelendi. Duruşmanın 2. celsesinin 7. gününde hâkim karşısına çıkan Aydoğan, dava dosyasında yer alan ses kayıtlarındaki bazı konuşmaları ve para trafiğine dair diyalogları kabul etmek zorunda kaldı.
Mahkeme Başkanı ve savcının, kayıtlar arasındaki 200 bin dolarlık ödeme, senet, rüşvet ve paranın iadesi gibi konulara yönelik soruları karşısında zor anlar yaşayan eski milletvekili, kayıtların bir kısmının doğruluğunu onayladı. Savcılığın, kayıtlardaki "Sen bana güvenmişsin, getirip teslim etmişsin. Senin tek muhatabın benim" sözlerini hatırlatması üzerine Aydoğan, bu ifadenin kendisine ait olduğunu doğruladı. Ancak parayı kendisinin almadığını iddia eden Aydoğan, buradaki muhataplığın okul arkadaşı olan diğer şüpheliye parayı ödetmek amacıyla kurulmuş bir baskı stratejisi olduğunu öne sürdü.
Duruşmada en çok tartışılan konulardan biri de 200 bin doların perşembe günü ödeneceğine dair sarf edilen sözler oldu. Hâkimin, "Bir arkadaş arkadaşa 200 bin dolarlık senet vermez ama siz bu parayı 'Perşembe ben getireceğim' diye neden kabulleniyorsunuz?" sorusuna Aydoğan, arkadaşının bu borcu ödeyeceğine inandığı için bu ifadeyi kullandığını savundu. Öte yandan, kayıtlarda geçen "Rüşvetin belgesi mi olur?" şeklindeki sözler de soruşturma dosyasında yer aldı. Bu ifadeyi kesin bir dille yalanlamayan Aydoğan, yoğun baskı altında kaldığı için o anlarda bir "espri" yapmış olabileceğini iddia etti.
Savcılığın, 200 bin dolarlık anlaşmanın varlığına ve 50 bin dolarlık ek bir ödemeye dair sorularını da yanıtlayan Aydoğan, bu paraların ödendiğini duyduğunu ancak kendisinin herhangi bir nakit almadığını savundu. Sürekli olarak sorumluluk üstlenen ifadeler kullanmasının sebebinin diğer şüphelileri ödemeye zorlamak olduğunu iddia eden Aydoğan, hakkındaki iddiaların ve delillerin bir kumpas ürünü olabileceğini öne sürdü. Mahkeme heyeti, ses kayıtları ve teminat senetleriyle şekillenen delil durumu üzerinden yargılamaya devam ediyor.