Kamuoyunda "Süleymancılar" olarak bilinen yapılanmanın lideri Alihan Kuriş ve beraberindeki kişilere yönelik yürütülen kapsamlı soruşturma çok çarpıcı boyutlara ulaştı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ve suç örgütü yöneticiliği, nitelikli dolandırma ile suç gelirlerinin aklanması gibi ağır suçlamaları içeren soruşturma dosyasına, eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'in de dahil edildiği bildirildi.
Soruşturmanın seyrini değiştiren gelişmeler, dosyanın kilit isimleri arasında yer alan Hilmi Tuna Kuriş ile Erhan Yılmaz'ın yakalanmasıyla hız kazandı. Güvenlik güçlerinin operasyonunda, bu şüphelilerin yurt dışına kaçış hazırlığında kullandıkları tespit edilen lüks bir aracın, 2030 yılına kadar eski Bakan İdris Naim Şahin'e tahsisli olduğu ortaya çıktı. Olayın ardından ilk savunmayı yapan Şahin, söz konusu aracı İstanbul seyahatlerinde kullanmak üzere kiraladığını ve kendi bilgisi dışında başkalarına kullandırıldığını öne sürdü. Ancak savcılık ve bakanlık kaynaklarının yürüttüğü derinlemesine incelemeler, bu savunma ile dosyadaki delillerin çeliştiğini gözler önüne serdi.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, yaptığı açıklamada İdris Naim Şahin'in beyanlarının HTS kayıtları ve dosyadaki maddi delillerle uyuşmadığına dikkati çekti. Şahin'in aracı sadece İstanbul'a geldiğinde kullandığını iddia etmesine rağmen araç hareketliliğinin bu ifadeyi doğrulamadığını belirten Gürlek, inanç istismarı yoluyla haksız kazanç sağlayan yapılara karşı hukuki sürecin kararlılıkla işletildiğini vurguladı.
Öte yandan, 13 Ağustos tarihinde düzenlenen 17 ildeki operasyonlarda ele geçirilen devasa mal varlığı dikkat çekmeye devam ediyor. Düzenlenen baskınlarda gizli bölmelerde saklanan şüphelilerle birlikte, piyasa değeri 1,34 milyar TL olan 200 kilo külçe altın ele geçirilmişti. Soruşturma kapsamında aralarında Armine Giyim, Ayakkabı Dünyası ve Verona Ev Tekstil gibi tanınmış markaların da bulunduğu 32 şirketin örgütsel faaliyetlerle mali bağlantısı olduğu tespit edildi. İçişleri Bakanlığı yetkilileri ise operasyonların belirli bir dini grubu veya inanç kesimini hedef almadığını, doğrudan suç ve suçlulara odaklanıldığını defaatle yineledi.