Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nde öğrenim görürken şüpheli bir şekilde hayatını kaybeden 21 yaşındaki Rojin Kabaiş'in ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada yeni ve kritik detaylar gün yüzüne çıktı. Genç kızın trajik ölümüyle ilgili kamuoyunda yer alan iddialar, hazırlanan kapsamlı Adli Tıp Kurumu raporuyla birlikte yeniden masaya yatırıldı.
Eylül 2024'te kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra kendisinden haber alınamayan ve haftalar sonra Van Gölü sahilinde cansız bedeni bulunan Kabaiş dosyası, adli makamlarca titizlikle inceleniyor. Son olarak dosyaya giren Adli Tıp raporunda, kamuoyunda tartışma yaratan kimyasal maddeler ve etken maddeler detaylı bir şekilde ele alındı. Raporda, vücutta tespit edilen Roküronyum ve Ornidazol maddelerinin detayları yer aldı.
Uzmanlarca yapılan incelemelerde, kas gevşetici ve anestezik özellik taşıyan Roküronyum maddesinin, maktulün ölümünden yaklaşık bir ay önce geçirdiği ameliyat sırasında tıbbi zorunluluk gereği verildiği tespit edildi. Bu tür etken maddelerin vücutta uzun süre kalabildiği ve tıbbi geçmişle tamamen uyumlu olduğu vurgulandı. Ayrıca enfeksiyon tedavisinde kullanılan standart bir bileşen olan Ornidazol'ün yanı sıra, yapılan toksikolojik analizlerde herhangi zehirli veya toksik bir bulguya rastlanmadığı net bir şekilde ifade edildi. Uzmanlar, zehirlenme iddialarını doğrulayacak tıbbi bir delilin bulunmadığını kaydetti.
Otopsi raporunda, alkol düzeyinin tek başına ölüme yol açacak seviyede olmadığı ve cesetteki çürüme sürecine bağlı olarak doğal yollardan oluştuğu değerlendirildi. Fiziki incelemelerde ise dışarıdan herhangi bir travmatik etkiye, kafa içi kanamaya veya organ lezyonuna rastlanmadı. Öte yandan, genç kızın göğüs ve vajina bölgesinde farklı erkeklere ait DNA profilleri tespit edildiği, bu kapsamda yüzlerce kişinin DNA örneklerinin incelemeye alındığı bilgisi paylaşıldı. Dosyanın Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı'na devredildiği ve soruşturmanın tüm yönleriyle sürdürüldüğü bildirildi.