Küresel finans piyasaları, Orta Doğu eksenli jeopolitik risklerin yarattığı enflasyon endişeleri ile teknoloji ve yapay zeka şirketlerinin hisselerindeki güçlü iyimserlik arasında sıkışmış durumda. ABD ile İran arasındaki diplomasi çıkmazı ve karşılıklı açıklamalar, küresel çapta fiyatlama davranışlarını zorlaştırmaya devam ediyor.
ABD Başkanı Donald Trump, İran ile olası bir müzakere sürecine dair yaptığı değerlendirmede, karşı tarafın henüz anlamlı bir görüşme zeminine hazır olmadığını savundu. Bu durum, jeopolitik risk priminin yüksek kalmasına ve enerji fiyatlarının yukarı yönlü hareket etmesine zemin hazırladı. Brent petrolün varil fiyatı 89,8 dolar seviyelerinde dengelenirken, artan enerji maliyetleri küresel ölçekte enflasyonist baskıları yeniden tetikledi.
Enflasyon beklentilerindeki bu tırmanış, merkez bankalarının gelecekte daha 'şahin' adımlar atabileceği yönündeki kaygıları körükledi. Tahvil piyasalarında ise satış baskısı derinleşirken, ABD'nin 2 yıllık tahvil faizi yüzde 4,26 ile son 17 ayın zirvelerine yaklaştı. Para piyasalarında ABD Merkez Bankası'nın (Fed) yıl sonuna kadar ikiye yakın faiz artırımı yapabileceği senaryoları yeniden masaya yatırıldı.
Öte yandan ticaret politikaları ve gümrük tarifeleri de yatırımcıların radarındaki sıcak başlıklar arasında yer alıyor. Trump yönetiminin ithal ilaçlara ve Kanada menşeli bazı ürünlere getirmeyi planladığı yeni vergiler, küresel ticaret savaşlarına dair endişeleri yeniden alevlendirdi. Tüm bu belirsizlik ortamında yatırımcılar, bilançolarını açıklamaya hazırlanan Alphabet ve Tesla gibi dev teknoloji şirketlerinin finansal sonuçlarına ve yapay zeka yatırımlarına dair yapacağı yönlendirmelere odaklandı.
Avrupa ve Asya borsalarında ise karışık bir seyir izleniyor. Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) para politikası kararları ve başkanın yapacağı açıklamalar bölge piyasalarının yönü açısından kritik eşik olarak görülürken, Asya'da özellikle yarı iletken ve yapay zeka odaklı şirket hisseleri güçlü primler yaptı. Yurtiçinde ise Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi dalgalı seyrini sürdürürken, gözler iç piyasada açıklanacak kapasite kullanım oranı ve reel kesim güven endeksi verilerine çevrildi.