HTGastro gastronomi seyahatlerinin peşinde... Günümüzde yemek, gidilecek yeri keşfetme seçenekleri arasında ana motivasyon haline geldi.
Seyahat gastronomi ile birleştiğinde, ortaya sayısız yeni deneyim çıkıyor. Bunun farkında olmak bambaşka bir heyecan.
Sen de bu heyecana ortak ol. Söylemek istediğin her ne varsa htgastro@haberturk.com adresine yazabilirsin.
Saat gece 12’yi vurduğunda saraydan hızla eve gitmeye çalışan Sindirella, camdan ayakkabısını merdivende düşürüverir. Sonra prens, her nedense kadınların yüzlerine bakarak aramak yerine, cam ayakkabının tekini bütün ülkedeki kadınlara giydirerek, baloda bütün gece dans ettiği ve aşık olduğu kişiyi bulmaya çalışır.
Cam ayakkabıyı herkes dener; hatta Sindirella'nın üvey kardeşleri ayağına olmayan ayakkabıyı uydurmak için zorlar da zorlar. Sonunda ayakkabı bir tek Sindirella'nın ayağına tam uyar ve prens aradığı kadını bulduğunu anlar.
Evlenirler ve masal mutlu sonla biter. Peki ya bu masal farklı bir sonla bitseydi?.Evlendikten yıllar sonra, bir kez daha denediği cam ayakkabı ayağına uymayan Sindirella, prens tarafından terk edilseydi mesela?.Bu durumda, her şeyin narsist prensin egosuna ve dış görünüş takıntısına hizmet ettiği masal dünyasında, Sindirella’nın prense haddini bildirmesini bekleyerek dişlerimizi sıkardık.
İnsanların zamanla doğal olarak ayak numaralarının büyüdüğünü ortaya koyan bir makaleyi okuyana kadar böylesi çarpıcı bir değişimin olabileceğine ihtimal vermemiştim. New York Post'ta denk geldiğim makalede, Dr.
Rock Positano, "Çok yaygın bir yanılgı, bir kişinin ayakkabı numarasının değişmediğidir. Gerçekte 20 yaşındaki ayakkabı numaranızın 50 yaşındakiyle aynı olması pek olası değil" sözleriyle bu gerçeği net bir şekilde ortaya koyuyordu.
Ancak görünen o ki, birçok insan bu durumu anlamıyor ve ona göre davranmıyor. Çok sayıda araştırma, insanların ayaklarına uygun olmayan ayakkabılar giydiğini gösteriyor.
Dijital akademik veri tabanı Sage Journals'ta yer verilen bir araştırmada, incelenen 356 kadının çoğunun, ayaklarını dar ayakkabılara sıkıştırdığı ve gençlik yıllarına göre ayakkabı numaralarının büyüdüğü tespit edilmiş. Küçük gelen bir ayakkabıya ayaklarınızı sıkıştırmaya çalışmanın bir de adı var.
Buna, "Külkedisi kompleksi" deniyor. Yani aslında masalın bilinmeyen sonu oldukça acı verici görünüyor.
Aynı çalışma, küçük ayakkabı giyen birçok kadının ayak ağrısı ve deformasyonları yaşadığını, bu sorunların yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebileceğini ortaya koymuş. Uzmanlar, ayak ve ayak bileği ağrısının, hayati tehlike oluşturmasa da, yaşam tarzını kesinlikle tehdit ettiğinde hemfikir. "Egzersiz, yürüyüş ve sosyalleşme olumsuz yönde etkilenebilir" diyorlar.
Ayaklar, çeşitli nedenlerle yaşla birlikte değişebiliyor. Öncelikle birkaç kilo almak, ayakkabılarınızda biraz daha fazla alana ihtiyaç duymanız anlamına da gelebiliyor.
Uzmanlara göre bu durum, ayak ve yumuşak doku kaslarının, tendonlarının ve bağlarının kilo artışına uyum sağlamak için şekil değiştirmesine neden oluyor. Çocuk sahibi olan kadınlar da ayaklarının büyüdüğünü görebilirler.
Dr. Rock Positano, "Ağırlık artışı ayaklarda değişikliklere ve şişliğin artmasına neden olur, ancak ilk üç ayda üretilen ve doğum kanalındaki bağların gevşemesine yardımcı olarak doğumu kolaylaştıran relaksin adlı bir hormon da vardır" diye açıklıyor bu durumu.
Positano, "Ayakta birçok bağ bulunur ve bu hormon, onları da etkileyerek bir veya iki numara ayakkabı büyüklüğüne neden olabilir" diye ekliyor. Unutmamak gerekiyor ki, yaşlanmanın kendisi de ayakkabı numarasını değiştiren ayak sorunları riskini artırabiliyor.
Özellikle 50 yaşından sonra kadınların, eklem ağrısı, ayak kemeri çökmesi, plantar fasiit (topuk kemiğini ayak parmaklarına bağlayan tabandaki kalın dokunun iltihaplanmasıyla oluşan topuk ağrısı), bunyon (ayak başparmağının tabanındaki eklemde oluşan ağrılı kemik çıkıntısı) ve çekiç parmak (travmalar sonucu parmağın bükülü ve çekice benzer bir görünüm alması) gibi sorunlar geliştirme olasılığı erkeklere göre daha yüksek. Tüm bunlar, ayakkabının uyumunu ve rahatlığını etkileyebiliyor.
Hamilelik ve menopoz sırasında yaşanan hormonal dalgalanmalar, ayak sorunlarında rol oynuyor; ancak ayakkabı seçimleri de suçlu olabiliyor. Dar, sivri burunlu ayakkabılar ve yüksek topuklar, ağırlığı öne doğru kaydırdığından ve ayak parmaklarını doğal olmayan pozisyonlara sıkıştırdığından, zamanla yapısal hasara yol açabiliyor.
Kasları kemiğe bağlayan lifli dokular olan tendonların iltihaplanması veya tahriş olması şeklinde tanımlanan tendonit; su toplaması; ayak bileği şişmesi; diz, kalça ve bel ağrısı gibi çeşitli sorunlar da ayağa uygun olmayan ayakkabıların yol açtığı sorunlar arasında yer alıyor. Bu yüzden eski "ayakkabı alışveriş alışkanlıkları"nı bir kenara bırakmak gerekiyor.
Uzmanlar, yeni ayakkabı denemesini, yürüme ve ayakta durma gibi günlük aktivitelerden dolayı ayağın en çok şiştiği öğleden sonra zamanlarında yapmayı tavsiye ediyor. Uzmanlara göre, ayaklarınızı ölçerken ayağa kalkmanız ve tüm ağırlığınızı ayaklarınızın üzerine vermeniz gerekiyor.
Genellikle bir ayak diğerinden daha büyük olduğundan, ayakkabı seçerken, daha büyük olan ayakla deneme yapmak doğru sonuç veriyor. Ayrıca, ayak parmaklarının sıkışmasını önlemek için en uzun parmakla ayakkabının önü arasında yaklaşık bir başparmak genişliğinde boşluk bırakmak gerekiyor.
Bazen hepimiz yapıyoruz; şimdilik rahatsızlık veriyor ama zamanla açılır, düzelir diyoruz. Oysa ufak bir rahatsızlığın zamanla geçeceği yönündeki eski düşünceyi unutmalıyız artık.