Türkiye'nin en kalabalık kenti İstanbul'da, yaz aylarının gelmesiyle birlikte su kaynaklarındaki düşüş hız kazandı. Hava sıcaklıklarının artması, yağışların mevsim normallerinin altında kalması ve günlük su tüketimindeki rekor artışlar baraj doluluk oranlarını olumsuz etkiliyor. Uzmanlar, mevcut tablonun sonbahar dönemi için ciddi riskler barındırdığına dikkat çekerek acil tasarruf çağrısında bulundu.
İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) verilerine göre, yılın en yüksek doluluk oranına yüzde 72,05 ile 11 Mayıs tarihinde ulaşan kent barajları, artan kuraklık etkisiyle gerilemeye başladı. Güncel ölçümlere göre genel doluluk oranı yüzde 56,63 seviyelerine kadar düştü. Megakentin toplamda yaklaşık 868,7 milyon metreküp su biriktirme kapasitesi bulunurken, mevcut rezervin 491,46 milyon metreküp civarında olduğu kaydedildi. Öte yandan, kentin su ihtiyacını karşılamak adına dış havzalardan, özellikle Melen ve Yeşilçay sistemlerinden yıl boyunca önemli miktarda su takviyesi yapıldığı bildirildi.
Barajlardaki doluluk oranlarının bölgesel olarak da farklılık gösterdiği görüldü. Bazı barajlarda su seviyesi yarıdan fazla azalırken, Ömerli ve Elmalı gibi noktalarda oranlar bir nebze daha yüksek seyrediyor. Uzmanlar ise dışarıdan su takviyesi yapılmaması ve rezervlerin tamamen kesilmesi durumunda, mevcut suyun metropolün tüketim hızı göz önüne alındığında sınırlı bir süreye yetebileceğine dikkat çekiyor. Özellikle yaz aylarında artan buharlaşma hızı ve serinleme amaçlı su kullanımı tüketimi tırmandırıyor.
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan uzmanlar, yaz döneminin şu an için kontrollü şekilde atlatılabileceğini ancak asıl tehlikenin eylül, ekim ve kasım aylarında kapıda olduğunu vurguluyor. Barajların tabanındaki ölü hacim düşüldüğünde kullanılabilir su miktarının daha da azaldığına işaret eden akademisyenler, İstanbul'un tam kapasite dolu olsa dahi uzun vadeli bir güvenceye sahip olmadığını hatırlatıyor. Bu nedenle sanayi tesislerinde, büyük sitelerde ve bireysel yaşamda gri su geri kazanımı ile yağmur suyu depolama sistemlerinin hayati önem taşıdığı belirtiliyor.
Önümüzdeki aylarda başlayacak olan sonbahar yağışlarının rejimi, kış sezonuna hangi su rezerviyle girileceğini belirleyecek en kritik faktör olarak gösteriliyor. Meteoroloji ve iklim uzmanları, sadece yeni su kaynakları bulmanın yetmeyeceğini, mevcut suyun en verimli şekilde yönetilmesi ve toplumun her kesiminde tasarruf bilincinin en üst seviyeye çıkarılması gerektiğini yineliyor.