Türkiye'nin yıllardır ardındaki sır perdesini aralamaya çalıştığı Gülistan Doku soruşturmasında çok kritik bir eşik atlandı. Adalet ve İçişleri Bakanlıklarının eş güdümlü çalışmaları, Cumhuriyet Başsavcılıkları ile güvenlik güçlerinin titiz takibi neticesinde yürütülen soruşturmada yeni ve sarsıcı bulgilere ulaşıldı.
Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet Başsavcılıklarının koordinesinde, Emniyet ve Jandarma birimlerinin ortaklaşa gerçekleştirdiği operasyon dalgalarının beşincisi hayata geçirildi. Soruşturma dosyasına giren yeni teknolojik imkanlar, Plaka Tanıma Sistemi (PTS) verileri ve detaylı iletişim analizleri, genç kızın kaybolduğu kritik gün ve saatlere ışık tuttu. Yapılan incelemelerde, Doku'nun kaybolmasının hemen ardından sosyal medya hesabına gerçekleştirilen şüpheli erişimler ve işlemler adli makamlarca mercek altına alındı.
Soruşturma sürecindeki en dikkat çekici bulgulardan biri ise arama çalışmalarına dair çelişkiler oldu. Resmî tutanaklar ile adli makamlardan gizlendiği tespit edilen dalgıç defterindeki kayıtların birbiriyle uyuşmadığı ortaya çıktı. Uzman ekiplerin yaptığı derinlemesine analizler, Gülistan Doku'ya ait bazı kişisel eşyaların intihar süsü vermek veya bu algıyı güçlendirmek maksadıyla su altına kasıtlı olarak sonradan yerleştirilmiş olabileceği ihtimalini güçlendiren somut delillere ulaştı. Bu kapsamda düzenlenen operasyonlarda toplam 10 şüpheli gözaltına alınarak sorgulanmak üzere emniyete götürüldü.
Öte yandan, yıllardır aydınlatılamayan bir başka dosya olan 2008 yılındaki Dede Baltacı cinayetinde de önemli bir ilerleme kaydedildi. Şereflikoçhisar'da hayatını kaybeden Baltacı'nın dosyası, özel olarak kurulan birimler tarafından yeniden ele alındı. Daraltılmış baz istasyonu sinyalleri, geçmişe dönük HTS kayıtları, güncellenen Adli Tıp raporları ve bu verileri destekleyen tanık ifadeleri doğrultusunda cinayeti işledikleri öne sürülen 5 şüpheli tespit edildi. Gerçekleştirilen operasyon sonucunda şüphelilerden dördü tutuklanarak cezaevine gönderilirken, halihazırda cezaevinde bulunan bir diğer şüpheli hakkında ise adli kontrol hükümleri uygulandı.
Yetkililer, aradan ne kadar zaman geçerse geçsin hiçbir faili meçhul dosyanın rafa kaldırılmayacağını, bilimin ve teknolojinin tüm imkânları seferber edilerek gerçeğin gün yüzüne çıkarılacağını vurguladı.