İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik abluka ve kısıtlamaları, bölgedeki insani krizi her geçen gün daha da derinleştiriyor. Temiz su sıkıntısı, kanalizasyon altyapısının tamamen çökmesi ve aşırı kalabalık çadır kampları, başta çocuklar olmak üzere on binlerce insanı salgın hastalıkların kucağına itiyor. Son verilere göre bölgede özellikle suçiçeği vakalarında korkutucu bir artış gözleniyor.
Uluslararası kuruluşlar tarafından yapılan açıklamalarda, bölgeye yönelik insani yardım girişlerinin engellenmesinin salgın hastalıkların yayılma hızını artırdığı vurgulanıyor. Sadece son iki hafta içerisinde Gazze genelinde tespit edilen suçiçeği vaka sayısı 9 bini aşmış durumda. Bu vakaların yarıdan fazlasının, nüfus yoğunluğunun en yüksek olduğu Han Yunus bölgesinde kümelenmesi dikkat çekiyor. Çöplerin toplanamaması, atık suların sokaklara taşması ve hijyen malzemelerine erişilememesi, salgının kontrol dışı bir şekilde yayılmasına zemin hazırlıyor.
Bölgede hizmet vermeye çalışan Nasır Hastanesi bünyesinde görev yapan Cildiye Uzmanı Dr. Amir el-Masri, bölgedeki son durumu değerlendirirken vahim tablonun boyutlarını gözler önüne serdi. El-Masri, suçiçeğinin son derece bulaşıcı bir virüs olduğunu hatırlatarak, "Çadırlarda dip dibe yaşayan, temiz su bulamayan ve kişisel hijyenini sağlayamayan binlerce insan var. Hastaları izole edebileceğimiz hiçbir alan bulunmuyor. Bu durum, virüsün bir çadırdan diğerine saatler içinde sıçramasına yol açıyor" dedi.
Hastalığın sadece basit bir kaşıntıdan ibaret olmadığını belirten uzman hekim, yetersiz beslenme ve bağışıklık sisteminin zayıflaması nedeniyle ağır komplikasyonların gelişebileceği uyarısında bulundu. Dr. El-Masri, "Suçiçeği yaralarının üzerine binen bakteriyel enfeksiyonlar; orta kulak iltihabı, zatürre ve hatta beyin zarı iltihabı gibi hayati tehlike oluşturan tablolara yol açabiliyor. Ne yazık ki elimizde bu komplikasyonları önleyecek temel ilaçlar bile yok" ifadelerini kullandı. Kliniklere her gün onlarca yeni vakanın başvurduğunu belirten uzman, bazı tıp merkezlerinde günlük başvuru sayısının 40'a ulaştığını aktardı.
Salgının pençesindeki ailelerden biri de Han Yunus'taki derme çatma bir çadırda hayatta kalmaya çalışan 22 yaşındaki Fatma Buşeyyab. Doğum yaptıktan hemen sonra suçiçeğine yakalanan genç anne, hastalığı henüz birkaç günlük olan bebeğine ve diğer kızına da bulaştırdığını gözyaşlarıyla anlatıyor. Çadırlardaki aşırı sıcak, sinek, pire ve fare istilası nedeniyle çocuklarının acısının katlandığını söyleyen Buşeyyab, "Bebeğim günlerce hastanede kaldı ancak ilaç olmadığı için tam olarak iyileşmeden taburcu edildi. Çadırda ne temiz su var ne de yaralarını hafifletecek bir krem. Çocuklarımın göz göre göre erimesini izlemekten başka bir şey yapamıyorum" diyerek yaşadığı çaresizliği dile getirdi.
Fatma Buşeyyab'ın annesi Esma Ahmed Ebu Gali ise salgının yayılma nedeninin doğrudan yaşam koşullarıyla ilgili olduğunu belirtiyor. Kamplardaki durumu aktaran Ebu Gali, "Lağım suları çadırlarımızın hemen yanından akıyor. Çöpler aylardır toplanmadı. Gündüzleri çadırların içi fırın gibi sıcak oluyor. Bu ortamda sağlıklı kalmak imkansız. Salgın önce çocuklarda başladı, şimdi yetişkinlere de geçiyor. Çadırlarda yaşayan hemen herkes kaşınıyor ve döküntülerle boğuşuyor" şeklinde konuştu.
Uluslararası gözlemciler, Gazze'deki bu sağlık felaketinin önüne geçilebilmesi için acilen tıbbi yardım koridorunun açılması, temiz su ve hijyen malzemelerinin bölgeye ulaştırılması gerektiği konusunda uyarıyor. Aksi takdirde, ilaç yetersizliği ve kötü yaşam koşulları nedeniyle suçiçeği ve benzeri bulaşıcı hastalıkların toplu can kayıplarına yol açmasından endişe ediliyor.