Yunanistan'ın İsrail ile masaya oturduğu ve yaklaşık 3 milyar avro değerindeki 'Aşil Kalkanı' savunma sistemi anlaşması, ülke içindeki siyasi çevrelerde ve basında sert tartışmalara yol açtı. Vatandaşların artan hayat pahalılığı ve geçim sıkıntısıyla boğuştuğu hassas bir ekonomik dönemde imzalanan bu devasa savunma mutabakatı, uzmanlar ve muhalefet tarafından 'tehlikeli bir jeopolitik bahis' olarak değerlendiriliyor.
Ülke basınına yansıyan analizlerde, söz konusu anlaşmanın Yunanistan'ı uzun vadede İsrail savunma teknolojilerine bağımlı kılacağı endişesi dile getiriliyor. Özellikle To Pontiki gazetesi, mutabakatı 'İsrail koltuk değneği' olarak nitelendirirken, ulusal savunmanın büyük ölçüde dışa bağlanmasının stratejik riskler barındırdığına dikkat çekti. Yazılarda, 'Neden bu büyüklükte bir teknolojik bağımlılık?' sorusu yöneltilerek siyasi ve stratejik sonuçların masaya yatırılması gerektiği vurgulandı.
News247 haber sitesinde yer alan değerlendirmelerde ise Atina yönetiminin bu hamleyle Orta Doğu'daki çatışmaların bir parçası haline gelebileceği uyarısı yapıldı. İsrail'in Gazze politikaları nedeniyle uluslararası alanda eleştirildiği bir süreçte, milyarlarca avroluk kaynağın bu ülkeye aktarılmasının geleneksel Arap dünyası ilişkilerini de zedeleyebileceği ifade edildi. Uzmanlar, ülkenin savunma kapasitesinin artırılmasına karşı çıkılmadığını, ancak bunun bu denli derin stratejik bağlar kurulmadan da yapılabileceğini savunuyor.
Mali açıdan da büyük eleştirilerin hedefi olan anlaşmanın faturası doğrudan vatandaşın sırtına biniyor. Koutipandoras sitesinin yaptığı hesaplamalara göre, yaklaşık 3 milyar avroluk tutar, Yunanistan'ın 2026 yılı için öngörülen doğrudan vergi gelirlerinin yüzde 5,34'üne denk geliyor. Halkın vergileriyle finanse edilecek bu kaynağın doğrudan yabancı bir ülkenin savunma sanayisine aktarılması tepki çekerken, in.gr sitesindeki analizde ise iç ekonomik tablonun vahametine dikkat çekildi.
Hükümetin hayat pahalılığına karşı devreye soktuğu ve binlerce üründe geçici indirimler öngören programların kış aylarında yetersiz kalacağı, artan enerji maliyetlerinin enflasyon baskısını artıracağı belirtiliyor. Muhalefet partileri de anlaşmanın hem yüksek maliyetini hem de dış politikadaki olası risklerini meclis gündemine taşıyarak hükümeti sert bir şekilde eleştirmeyi sürdürüyor.