Türkiye genelinde yaz aylarında sıkça yaşanan ve vatandaşların tepkisini çeken plaj işgalleriyle ilgili Yargıtay'dan son derece kritik ve emsal niteliğinde bir karar çıktı. Yıllar önce İzmir'deki bir halk plajında yaşanan skandal olay, yüksek mahkemenin kararıyla hukuki bir milat haline geldi.
Geçmiş yıllarda iki çocuğuyla birlikte denize girmek için halk plajına giden bir doktor, bölgedeki özel bir işletmenin çalışanları tarafından engellenmek istendi. İşletme görevlisinin, "Burada duramazsınız. İnsanlar buraya para veriyor, bedava yüzmek için kayalıklara gidin" diyerek aileyi sahilden kovmaya çalışması ve ardından tehditler savurması üzerine olay adliyeye taşındı. Ailenin şikayeti üzerine başlatılan soruşturma sonucunda açılan davada yerel mahkeme, işletme çalışanına "kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma" suçundan, işletme yetkilisine ise bu suçu azmettirmekten dolayı bir yıl sekizer ay hapis cezası verdi.
Yargıtay tarafından incelenerek onanan bu karar, Anayasa'nın 43. maddesi ile Kıyı Kanunu hükümlerini bir kez daha hatırlattı. Yüksek mahkeme kararına göre, kıyılar devletin hüküm ve tasarrufu altında olan, herkesin eşit ve serbest şekilde yararlanmasına açık kamu alanlarıdır. Özel işletmeler bu bölgelerde şezlong, şemsiye veya yiyecek-içecek gibi hizmetler sunarak ticari faaliyet yürütebilirler; ancak vatandaşların sahile erişimini, havlusunu serip denize girmesini hiçbir surette engelleyemezler.
Hukuki açıdan büyük önem taşıyan bu kararla birlikte, vatandaşların sahillerden ücretsiz yararlanma hakkı en üst düzeyde güvence altına alınmış oldu. Ayrıca, bu tür durumlarda vatandaşların şikayette bulunmasa dahi, Cumhuriyet Başsavcılıklarının konuyu resen soruşturma yetkisinin bulunduğu vurgulandı. Bu emsal karar, yaz sezonunda plaj girişlerinde para talep eden veya vatandaşları sahilden uzaklaştırmaya çalışan işletmeler için gözdağı niteliği taşıyor.