Güncelleme Tarihi: Ağustos 06, 2026 08:58 İngiltere’de son 30 yılda 50 yaş altındaki kişilerde bağırsak kanseri vakalarının yüzde 50 oranında arttığı bildirildi. Uzmanlar bu yükselişin nedenini araştırırken en güçlü nedenlerden biri olarak aşırı işlenmiş gıdaların tüketimi dikkat çekiyor.
İngiltere’de son 30 yılda 50 yaş altındaki kişilerde bağırsak kanseri vakalarının yüzde 50 oranında arttığı bildirildi. Uzmanlar bu yükselişin nedenini araştırırken en güçlü nedenlerden biri olarak aşırı işlenmiş gıdaların tüketimi dikkat çekiyor.
Geçtiğimiz yıl yayımlanan kapsamlı bir araştırmaya göre; hazır yemekler, cips, işlenmiş şarküteri ürünleri ve şekerli kahvaltılık gevrekleri sık tüketen kişilerin kalın bağırsak veya rektumda kansere dönüşme potansiyeli taşıyan oluşumlar geliştirme riskinin yüzde 45 daha yüksek olduğu tespit edildi. Geçtiğimiz yıl yayımlanan kapsamlı bir araştırmaya göre; hazır yemekler, cips, işlenmiş şarküteri ürünleri ve şekerli kahvaltılık gevrekleri sık tüketen kişilerin kalın bağırsak veya rektumda kansere dönüşme potansiyeli taşıyan oluşumlar geliştirme riskinin yüzde 45 daha yüksek olduğu tespit edildi.
Peki, günlük hayatımızda sıkça tükettiğimiz ürünlerin içerisindeki hangi maddeler tehlikeye yol açıyor?Uzmanlar, ambalajlı ürünlerin üzerindeki karmaşık içerik listelerinde öne çıkan kritik bileşenleri inceledi. Peki, günlük hayatımızda sıkça tükettiğimiz ürünlerin içerisindeki hangi maddeler tehlikeye yol açıyor?.Uzmanlar, ambalajlı ürünlerin üzerindeki karmaşık içerik listelerinde öne çıkan kritik bileşenleri inceledi.
Emülgatörler son dönemde en büyük beslenme düşmanı haline geldi. Dilimlenmiş ekmekten hazır yemeklere kadar her şeyde kullanılan emülgatörler; özellikle salata soslarındaki yağ ve su gibi doğal olarak ayrışan maddelerin karışmış halde kalması gereken ürünlerde büyük önem taşıyor.
Ayrıca işlenmiş gıdalarda dokuyu, kıvamı ve raf ömrünü iyileştirmek için de yaygın olarak kullanılıyorlar. Emülgatörler son dönemde en büyük beslenme düşmanı haline geldi.
Dilimlenmiş ekmekten hazır yemeklere kadar her şeyde kullanılan emülgatörler; özellikle salata soslarındaki yağ ve su gibi doğal olarak ayrışan maddelerin karışmış halde kalması gereken ürünlerde büyük önem taşıyor. Ayrıca işlenmiş gıdalarda dokuyu, kıvamı ve raf ömrünü iyileştirmek için de yaygın olarak kullanılıyorlar.
Beslenme uzmanı Rob Hobson’a göre, yürütülen araştırmaların çoğu özellikle iki emülgatöre odaklanmış durumda: Karboksimetilselüloz (CNC/E466) ve Polisorbat 80 (433).Karboksimetilselüloz (CNC/E466): Düşük kalorili tatlılar ve salata soslarında sıkça tercih ediliyor.Polisorbat 80 (E433): Ekmek, kek, spor içecekleri ve bitkisel sütlerde yaygın şekilde yer alıyor. Beslenme uzmanı Rob Hobson’a göre, yürütülen araştırmaların çoğu özellikle iki emülgatöre odaklanmış durumda: Karboksimetilselüloz (CNC/E466) ve Polisorbat 80 (433).
Karboksimetilselüloz (CNC/E466): Düşük kalorili tatlılar ve salata soslarında sıkça tercih ediliyor. Polisorbat 80 (E433): Ekmek, kek, spor içecekleri ve bitkisel sütlerde yaygın şekilde yer alıyor.
Hobson, bu bileşenlerin bağırsaktaki yararlı bakterilerin yapısını bozarak koruyucu mukoza tabakasına zarar verdiğini ve kronik iltihaplanmayı tetiklediğini ifade ediyor. Benzer şekilde dondurma ve vegan ürünlerde kullanılan karajenan (E407) ile margarinde yer alan E471 kodlu yağ asitleri de koruyucu katmanı zayıflatan unsurlar arasında gösteriliyor.
Hobson, bu bileşenlerin bağırsaktaki yararlı bakterilerin yapısını bozarak koruyucu mukoza tabakasına zarar verdiğini ve kronik iltihaplanmayı tetiklediğini ifade ediyor. Benzer şekilde dondurma ve vegan ürünlerde kullanılan karajenan (E407) ile margarinde yer alan E471 kodlu yağ asitleri de koruyucu katmanı zayıflatan unsurlar arasında gösteriliyor.
Prof. Dr.
Tim Spector ise bu durumu, “Bağırsaktaki hassas yağ ve su katmanı bu emülgatörler nedeniyle birbirine karışıyor. Bariyerin bozulması, bakteriyel enfeksiyonlara ve uzun vadede kanser oluşumuna zemin hazırlıyor" sözleriyle açıklıyor.
Prof. Dr.
Tim Spector ise bu durumu, “Bağırsaktaki hassas yağ ve su katmanı bu emülgatörler nedeniyle birbirine karışıyor. Bariyerin bozulması, bakteriyel enfeksiyonlara ve uzun vadede kanser oluşumuna zemin hazırlıyor" sözleriyle açıklıyor. Listede kanıt düzeyi en yüksek olan grup ise sosis, salam ve pastırma gibi işlenmiş kırmızı etlerde kullanılan nitrit ve nitratlar.Bu koruyucular, pişirme veya sindirim esnasında proteinlerle tepkimeye girerek hücre DNA’sına doğrudan zarar veren N-nitroso bileşikleri (NOC) oluşturuyor. Listede kanıt düzeyi en yüksek olan grup ise sosis, salam ve pastırma gibi işlenmiş kırmızı etlerde kullanılan nitrit ve nitratlar. Bu koruyucular, pişirme veya sindirim esnasında proteinlerle tepkimeye girerek hücre DNA’sına doğrudan zarar veren N-nitroso bileşikleri (NOC) oluşturuyor. Dünya Sağlık Örgütü, elde edilen güçlü veriler doğrultusunda işlenmiş etleri tütün ve asbest ile aynı risk grubuna koyarak ‘grup 1 kanserojen’ olarak sınıflandırdı.
Dünya Sağlık Örgütü, elde edilen güçlü veriler doğrultusunda işlenmiş etleri tütün ve asbest ile aynı risk grubuna koyarak ‘grup 1 kanserojen’ olarak sınıflandırdı. İngiltere Kanser Araştırmaları Kurumu (Cancer Research UK) verileri, ülkedeki bağırsak kanserlerinin yüzde 21’inin işlenmiş veya kırmızı et tüketimiyle doğrudan bağlantılı olduğunu gösteriyor. Araştırmalara göre günlük tüketilen sadece 25 gramlık işlenmiş et kanser riskini yüzde 20 oranında artırıyor. İngiltere Kanser Araştırmaları Kurumu (Cancer Research UK) verileri, ülkedeki bağırsak kanserlerinin yüzde 21’inin işlenmiş veya kırmızı et tüketimiyle doğrudan bağlantılı olduğunu gösteriyor.
Araştırmalara göre günlük tüketilen sadece 25 gramlık işlenmiş et kanser riskini yüzde 20 oranında artırıyor. Gıda sektöründe beyazlatıcı olarak kullanılan titanyum dioksit (E171) de genotoksisite, yani DNA’ya zarar verme ihtimali nedeniyle mercek altında.Avrupa Birliği, 2022 yılında E171’in gıdalarda kullanımını tamamen yasaklarken, bazı ülkelerde incelemeler devam ediyor. Gıda sektöründe beyazlatıcı olarak kullanılan titanyum dioksit (E171) de genotoksisite, yani DNA’ya zarar verme ihtimali nedeniyle mercek altında. Avrupa Birliği, 2022 yılında E171’in gıdalarda kullanımını tamamen yasaklarken, bazı ülkelerde incelemeler devam ediyor. Hayvan ve laboratuvar çalışmalarında bu maddenin bağırsak duvarını aşarak iltihaplanmayı artırdığı tespit edilse de, insan üzerindeki net etkilerinin kesinleşmesi için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyuluyor.
Hayvan ve laboratuvar çalışmalarında bu maddenin bağırsak duvarını aşarak iltihaplanmayı artırdığı tespit edilse de, insan üzerindeki net etkilerinin kesinleşmesi için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyuluyor. Diyet kolalar, ketçaplar ve şekersiz ürünlerde kullanılan aspartam, sakarin, sukraloz ve asesülfam-K gibi yapay tatlandırıcılar da şüpheliler arasında.Mikrobiyom uzmanları, özellikle kalın bağırsağa kadar ulaşabilen sakarin ve sukralozun bağırsak bakterilerini değiştirerek, hücresel beslenmeyi sağlayan bütirat maddesini azalttığını ve koruyucu mukus tabakasını incelttiğini vurguluyor. Diyet kolalar, ketçaplar ve şekersiz ürünlerde kullanılan aspartam, sakarin, sukraloz ve asesülfam-K gibi yapay tatlandırıcılar da şüpheliler arasında. Mikrobiyom uzmanları, özellikle kalın bağırsağa kadar ulaşabilen sakarin ve sukralozun bağırsak bakterilerini değiştirerek, hücresel beslenmeyi sağlayan bütirat maddesini azalttığını ve koruyucu mukus tabakasını incelttiğini vurguluyor. Ancak uzmanlar, diyet ürünleri tüketen bireylerin çoğunlukla halihazırda kilo veya metabolizma rahatsızlıkları bulunması nedeniyle sebep sonuç ilişkisini net olarak ayırmanın zor olduğuna değiniyor.
Ancak uzmanlar, diyet ürünleri tüketen bireylerin çoğunlukla halihazırda kilo veya metabolizma rahatsızlıkları bulunması nedeniyle sebep sonuç ilişkisini net olarak ayırmanın zor olduğuna değiniyor. Uzmanlar, henüz tüm mekanizmalar insanlar üzerinde yüzde 100 kanıtlanmamış olsa da, günlük beslenme alışkanlıklarında ambalajlı ve uzun raf ömürlü gıdaların azaltılmasını, işlenmiş et tüketiminin sınırlandırılmasını ve ev yapımı, taze gıdalara yönelmeyi tavsiye ediyor. Uzmanlar, henüz tüm mekanizmalar insanlar üzerinde yüzde 100 kanıtlanmamış olsa da, günlük beslenme alışkanlıklarında ambalajlı ve uzun raf ömürlü gıdaların azaltılmasını, işlenmiş et tüketiminin sınırlandırılmasını ve ev yapımı, taze gıdalara yönelmeyi tavsiye ediyor