Yapılan son bilimsel araştırmalar, Türkiye'nin coğrafi ve meteorolojik yapısında büyük bir dönüşüm yaşandığını gözler önüne serdi. Uzmanların gerçekleştirdiği kapsamlı analizler, son altmış yıllık periyotta ülkenin iklim tiplerinde belirgin kaymalar olduğunu ve bu eğilimin gelecekte daha da belirginleşeceğini ortaya koydu.
Geçmiş onlarca yıla ait verilerin karşılaştırılmasıyla hazırlanan projeksiyonlar, özellikle Akdeniz ve yarı kurak bozkır iklimlerinin etki alanını sürekli olarak genişlettiğini gösteriyor. Yaz aylarının kurak ve sıcak geçtiği Akdeniz iklimi ile bozkır iklimi yurdun genelinde daha geniş coğrafyalara yayılırken, soğuk ve nemli iklim kuşakları ise daralarak daha yüksek rakımlı bölgelere çekilmek zorunda kalıyor.
Bilim insanlarının gelecek döneme yönelik senaryoları, bu coğrafi kaymanın önümüzdeki yıllarda da hız kesmeden devam edeceğini işaret ediyor. Uzmanlar, ilerleyen onlarca yılda Türkiye topraklarının çok önemli bir bölümünün subtropikal Akdeniz iklimi ve yarı kurak step iklimlerinin etkisi altında kalacağını öngörüyor. Bununla birlikte, çölleşme eğiliminin özellikle orta ve yüksek emisyon senaryolarında daha da tetiklenebileceği vurgulanıyor.
İklim tiplerindeki bu değişim yalnızca yatay düzlemde kalmıyor; aynı zamanda dikey hareketlilik göstererek dağ ekosistemlerini ve orman kuşaklarını da doğrudan etkiliyor. Araştırmalara göre, önümüzdeki dönemde Akdeniz iklimi, nemli ılıman iklim ve soğuk iklim kuşaklarının görüldüğü ortalama yükseltiler yüzlerce metre yukarı taşınacak. Bu durumun özellikle Karadeniz bölgesindeki orman üst sınırını yukarı yönlü kaydırması bekleniyor.
Uzmanlar, Akdeniz ikliminin kuzeye ve yüksek kesimlere doğru yayılmasının sadece sıcaklık artışı anlamına gelmediğine dikkat çekiyor. Uzun ve kurak geçen yaz mevsimleri, düzensiz ancak aşırı şiddetli yağışlar ile düşük nem koşulları, başta orman yangınları olmak üzere birçok riski beraberinde getiriyor. Mevcut durumda Ege ve Akdeniz bölgelerinde yoğun olarak hissedilen yangın tehlikesinin, gelecekte Marmara ve Batı Karadeniz gibi farklı bölgelerde de sıkça görülebileceği ifade ediliyor.
İklim kaymalarının tarımsal üretim ve su kaynakları üzerinde de derin izler bırakması bekleniyor. Tarım sektöründe zeytin, incir ve üzüm gibi ürünler için yeni yetişme alanları açılırken; buğday, mısır ve şeker pancarı gibi suya bağımlı tarım ürünlerinde verim kayıpları yaşanabileceği belirtiliyor. Ayrıca kar yağışlarındaki azalma ve artan sıcaklıklar, barajlardaki su seviyelerini tehdit ederken, yüksek dağlardaki buzulların erimesiyle birlikte Türkiye'nin su yönetiminde acil ve köklü uyum politikaları geliştirmesi gerekeceği vurgulanıyor.