Türkiye'nin F-35 savaş uçağı programına olası dönüşü, havacılık ve savunma kulislerinde en sıcak başlık olmaya devam ederken, sürecin teknik detayları da netleşmeye başlıyor. ABD ile ilişkilerde beliren olumlu sinyaller ve S-400 meselesine yönelik çözüm formülleri, yıllardır askıda kalan dosyayı yeniden masaya taşıdı. Programın en kritik tedarikçilerinden biri olan ve hayalet uçakların radar soğurucu polimer kaplamalarının arkasındaki isim olan Türk bilim insanı Ergün Kırlıkovalı, Washington ve Ankara hattındaki bu devasa sürecin ardındaki zorlukları ve teknik yol haritasını değerlendirdi.
Türkiye'nin 2019 yılında programdan çıkarılmasıyla birlikte başlayan süreç, emsalsiz bir hukuki ve bürokratik mekanizmayı beraberinde getiriyor. Kırlıkovalı'nın aktardığına göre, bu dönüşün ilk adımı ABD yönetiminin yaptırımların kaldırıldığını Kongre'ye resmi olarak bildirmesi ve 2021'de feshedilen ortaklık anlaşmasının yeniden tesis edilmesi olacak. Bu aşamada en somut başlık ise mali mutabakat. Türkiye'nin programdan çıkarıldığında dondurulan 1.4 milyar dolarlık ödemesi ile ABD'deki hangarlarda bekleyen uçakların bakım ve barındırma masrafları masaya yatırılacak. Uzmanlar, Türkiye'nin bu paranın yıllardır ABD'de tutulmasından doğan faiz gelirini talep ederek, bu tutarı bakım masraflarından düşürmesini bekliyor.
Hukuki ve mali engellerin aşılması durumunda ise en çok merak edilen konu, yıllardır ABD hangarlarında bekleyen 6 adet savaş jetinin durumu. Uçakların sıradan bir park sürecinden geçmediğini belirten Kırlıkovalı, jetlerin 'derin uyku' adı verilen özel bir koruma prosedürüyle muhafaza edildiğini vurguluyor. Korozyona karşı özel sıvılarla doldurulan ve mühürlenen uçakların yeniden gökyüzüyle buluşabilmesi için 6 ila 12 sürecek kapsamlı bir bakım-onarım operasyonundan geçmesi gerekiyor. Bu süreçte yakıt hatlarından hidrolik sıvılara, kauçuk contalardan hayalet boya kaplamalarına kadar her detay mikroskobik testlerden geçirilecek. Ayrıca uçakların görev bilgisayarları ve uçuş yazılımları en son teknolojiyle güncellenecek.
Öte yandan, Türkiye'nin geçmişteki kurucu ortaklık statüsüne dönerek 900'ü aşkın parçayı yeniden üretmesi hukuki ve ticari olarak zor görünse de, Türk savunma sanayii için alternatif formüller masada bulunuyor. Bunların başında, üretim hacmi artan program için yedek tedarikçilik, SOM-J füzesi gibi kritik mühimmatların entegrasyonu ve Türkiye'nin coğrafi avantajıyla bölgesel bir bakım-onarım üssü haline gelmesi geliyor. Uzmanlar, F-35 entegrasyonunun milli muharip uçak KAAN projesine zarar vermeyeceğini, aksine iki beşinci nesil uçağın Türk envanterinde birbirini tamamlayan farklı roller üstleneceğini öngörüyor.