Türkiye, afet ve acil durumlara karşı müdahale kapasitesini artırmak amacıyla yürüttüğü çalışmaların meyvelerini toplamaya başladı. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) koordinasyonunda yürütülen projelerle, ülkenin eğitimli arama kurtarma personeli sayısı büyük bir ivmeyle artarak 160 bin sınırını geride bıraktı.
Geçtiğimiz yıllarda sınırlı sayıdaki uzman ekiple yürütülen çalışmalar, kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarının entegrasyonuyla ulusal bir seferberliğe dönüştürüldü. Yapılan son verilere göre, 2023 yılında yaklaşık 15 bin civarında bulunan eğitimli ulusal arama kurtarma personeli sayısı, son üç yıllık süreçte 10 katın üzerinde bir artış göstererek 160 bin 13 kişiye ulaştı. Bu gelişmeyle birlikte Türkiye, olası afet anlarında sahaya aynı anda çok daha güçlü ve donanımlı ekipler sürebilecek altyapıya kavuştu.
Sadece insan kaynağında değil, teknik donanım ve eğitim tesislerinde de önemli yenilikler hayata geçirildi. Ekiplerin gerçeğe yakın senaryolarla pratik yapmasını sağlayan uygulamalı eğitim parkuru sayısı ülke genelinde 125'e çıkarıldı. Bunun yanı sıra, kritik anlarda hayat kurtaran müdahale ve destek araçlarının envanteri de güçlendirildi. Geçtiğimiz yıl 889 olan toplam araç sayısı, yaklaşık yüzde 47'lik bir artışla 1304'e yükseltildi.
Genişletilen bu devasa kapasite, yılın ilk yarısında yaşanan yoğun afet tablosunda aktif olarak test edildi. Yılın başından temmuz ortasına kadar geçen sürede ülke genelinde 5 bin 339 farklı afet ve acil durum vakası kaydedildi. Bu süre zarfında binlerce sel, su baskını, orman yangını, heyelan ve fırtınanın yanı sıra büyüklüğü 4'ün üzerinde 119 deprem meydana geldi. AFAD ve destek ekipleri, çığ düşmesi, yıldırım ve maden kazaları dahil olmak üzere pek çok farklı senaryoda hızla organize olarak sahadaki yerini aldı.
Yetkililer, Türkiye'nin coğrafi konumu gereği orman yangınlarından depremlere kadar pek çok doğal afet riskiyle karşı karşıya olduğunu hatırlatarak, hazırlık çalışmalarının kesintisiz süreceğini vurguladı. Başarılı bir afet yönetiminin sırrının kriz anındaki müdahaleden ziyade, önceden kurulan güçlü altyapı ve insan kaynağı olduğuna dikkat çekildi.