Türk Hava Kuvvetleri'nin vurucu gücünü oluşturan F-16 savaş uçaklarının modernizasyonunda kritik bir dönemece girildi. Savunma sanayiindeki yerlileşme hamleleri kapsamında hayata geçirilen ÖZGÜR projesi, Türk mühendisliğinin üstün başarılarıyla hız kesmeden ilerliyor. Bu kapsamda yenilenen uçakların bir kısmı halihazırda envantere kazandırılırken, yıl sonuna kadar tüm uçakların modernizasyon sürecinin tamamlanması hedefleniyor.
Proje kapsamında Blok 30 serisi uçaklarda elde edilen başarıların ardından, Blok 40 ve Blok 50 konfigürasyonları için de benzer millileştirme adımlarının önü açıldı. Gerçekleştirilen kapsamlı çalışmalar neticesinde, her bir savaş uçağında ortalama 1200 ila 1500 yapısal parça yenileniyor. Gerekli görülen noktalarda yapılan gövde güçlendirme, tamir ve parça değişimleri sayesinde, uçakların kritik olan yapısal uçuş ömrü 8 bin saatten 12 bin saate çıkarılıyor.
Yenileme faaliyetlerinin en dikkat çekici yönlerinden birini ise aviyonik ve radar sistemlerindeki yerli dönüşüm oluşturuyor. ÖZGÜR projesine dahil edilen F-16'lara entegre edilen MURAD AESA radarları sayesinde uçaklar, aynı anda çoklu hedef takibi yapabilme yeteneği kazanıyor ve düşman elektronik harp unsurlarına karşı olağanüstü bir dayanıklılığa kavuşuyor. Ayrıca uçağın karar merkezi niteliğindeki milli görev bilgisayarı sayesinde hava araçları tamamen yerli bir ana beyne sahip oluyor. Bu durum, dış kaynaklı yazılımsal kısıtlamalara ve teknolojik ambargolara karşı tam bağımsızlık sağlıyor.
Yerli ve milli mühimmat entegrasyonunda da dışa bağımlılığı ortadan kaldıran proje ile GÖKDOĞAN, BOZDOĞAN, ÇAKIR, GEZGİN ve SOM gibi stratejik cephaneler, herhangi bir yabancı izne veya ara çözüme ihtiyaç duyulmaksızın doğrudan uçaklara yüklenebiliyor. 2025 yılı içerisinde ÖZGÜR modernizasyonundan geçen F-16'lardan, AESA burun radarı veri bağı güdümü kullanılarak GÖKDOĞAN füzesi ile gerçekleştirilen başarılı hava hedefi atışları da sistemin gücünü kanıtladı. İlk olarak 2009 yılında Savunma Sanayii Başkanlığı ile TUSAŞ arasında atılan temellerin bugünkü meyveleri, Türk jetlerinin gelecekteki olası teknolojik entegrasyonlara da açık bir altyapıya kavuşmasını sağlıyor.