İstanbul'un Şişli ilçesinde yıllar önce yaşanan trajik bir olay, hukuk sisteminde tartışma yaratacak yeni bir boyuta evrildi. Alışveriş poşetlerini taşıma bahanesiyle bir genç kadının evine giren market çalışanı, hem cinsel saldırıda bulunmuş hem de evdeki parayı gasbederek kadını darp etmişti. Yargı makamları tarafından "cinsel saldırıya ve öldürmeye teşebbüs" ile "hırsızlık" suçlarından yargılanan zanlı, toplamda 29 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Hukuk mücadelesini kazanan mağdur kadın, saldırgan ile birlikte işveren şirkete de tazminat davası açarak 643 bin lira tazminat kazandı. Saldırganın ödeme gücünün olmaması nedeniyle mahkeme kararıyla bu tutar işveren tarafından mağdura ödendi. Ancak sürecin devamında şirket, ödediği tazminatın saldırgana düşen kısmını mağdur kadından tahsil etmek üzere icra takibi başlattı ve kadının maaşına haciz koydurdu.
Yaşanan bu şaşırtıcı gelişme üzerine mağdur kadın hukuk mücadelesini yeniden başlattı. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan hukukçular, işverenin rucu hakkının bulunduğunu ancak bu hakkın doğrudan suçu işleyen faile yöneltilmesi gerektiğine dikkat çekti. Mağdur bir kadının bu şekilde yeniden borçlandırılmasının vicdani ve hukuki açıdan yeni bir mağduriyet yarattığı ifade ediliyor.