Rusya'nın son dönemdeki en stratejik askeri hamlelerinden biri olarak gösterilen ve 'kıyamet silahı' olarak adlandırılan yeni nesil denizaltısı Khabarovsk, Beyaz Deniz'deki kritik seyir testleri için limandan sessizce ayrıldı. Hiçbir resmi tören yapılmadan denize indirilen 10 bin tonluk dev gemi, hem askeri analistlerin hem de uluslararası istihbarat servislerinin yakın markajı altında bulunuyor. Bu özel denizaltının en dikkat çekici özelliği, Rus lider Vladimir Putin'in en tehlikeli projelerinden biri olan ve nükleer başlık taşıma kapasitesine sahip Poseidon torpidolarını barındıracak şekilde tasarlanmış olması.
Askeri kaynaklara göre Khabarovsk, her biri devasa yıkım gücüne sahip altı adet Poseidon nükleer torpidosunu taşıma kapasitesiyle donatıldı. Kendi nükleer reaktörleriyle otonom bir şekilde hareket edebilen bu su altı silahları, binlerce kilometre menzile ulaşabiliyor ve okyanusun bin metre derinliğine kadar dalabiliyor. Uzmanlar, bu sistemin temel amacının düşman kıyı şeridinde yapay dev tsunamiler yaratarak stratejik askeri üsleri ve kıyı kentlerini ortadan kaldırmak olduğunu belirtiyor. Silahın kökenleri Soğuk Savaş dönemi olan 1950'li yıllara dayanırken, günümüz teknolojisiyle yeniden harmanlanarak Batı'ya karşı stratejik bir koz haline getirildiği ifade ediliyor.
Öte yandan, Rus devlet televizyonlarında ve siyasiler tarafından yapılan sert açıklamalar uluslararası gerilimi tırmandırmış durumda. Özellikle Ukrayna'ya verilen askeri desteklere misilleme olarak İngiltere'nin hedef alınması yönündeki kışkırtıcı söylemler dikkat çekiyor. Moskova'nın Londra büyükelçiliği de Kiev'e sağlanan yardımların artması durumunda ödenecek bedelin de yükseleceği yönünde tehditkâr mesajlar yayımladı. Ancak savunma uzmanları, tüm bu tehditlere rağmen Rusya'nın Poseidon'u fiilen ateşleme ihtimalinin oldukça düşük olduğunun altını çiziyor. İngiltere'nin sahip olduğu nükleer caydırıcı güçler ve olası bir nükleer misillemenin doğuracağı ağır sonuçlar nedeniyle, bu silahın şimdilik caydırıcı ve psikolojik bir şantaj aracı olarak konumlandırıldığı vurgulanıyor.
Buna karşın, Poseidon'un deniz altındaki izlenebilirliği ve operasyonel etkinliği konusunda askeri otoriteler arasında tartışmalar devam ediyor. Bazı uzmanlar bu otonom araçların son derece sessiz ve tespit edilmesi zor birer pusu silahı olduğunu savunurken, bazıları ise nükleer reaktörlerin bırakabileceği termal ve radyoaktif izler nedeniyle sonarlar tarafından fark edilebileceğini öne sürüyor. Her halükarda, bu yeni silah teknolojisinin NATO ile Rusya arasındaki stratejik rekabeti ve küresel silahlanma yarışını daha da kızıştıracağı kesin olarak değerlendiriliyor.