Orta Doğu, Amerika Birleşik Devletleri ve İran arasındaki askeri ve siyasi hesaplaşmanın en sıcak günlerini yaşıyor. Karşılıklı gerçekleştirilen ağır misilleme saldırıları bölgedeki istikrarı tamamen sarsarken, küresel aktörlerin de dahil olduğu büyük bir güç savaşına zemin hazırlıyor. ABD medyasında yer alan analizlerde, Washington yönetiminin İran'a yönelik askeri stratejisinin net bir hedefi ve belirgin bir çıkış planı olmadığı vurgulanıyor. Siyasi ve askeri analistler, bu plansızlığın ABD açısından bölgede bir tür "stratejik harakiri" anlamına gelebileceği uyarısında bulunuyor.
Washington ile Tahran arasındaki bu yıpratıcı mücadelenin yalnızca bölgesel bir çatışma olmadığı, aynı zamanda Rusya ve Çin gibi küresel güçlerin de yakından izlediği kritik bir test olduğu ifade ediliyor. İran'ın direnci karşısında ABD'nin askeri kapasitesinin sınırlarının sınandığı belirtilen değerlendirmelerde, teknolojik ve askeri üstünlüğün, İran gibi geniş bir coğrafyaya ve kurumsal yapıya sahip bir ülkeyi kısa sürede dize getirmeye yetmeyebileceği aktarılıyor. Öte yandan İran Dışişleri Bakanlığı, İsrail'in ABD iç politikasını ve muhafazakar gençlik tabanını manipüle ederek Washington'ı kazanılamayacak bir savaşa sürüklemek için geniş çaplı dijital nüfuz operasyonları yürüttüğünü savunuyor.
İran Devrim Muhafızları Ordusu, ABD'nin sivil altyapıyı hedef alan operasyonlarına misilleme olarak Körfez bölgesinde konuşlu Amerikan askeri varlıklarına karşı çok dalgalı hava saldırıları başlattığını duyurdu. Düzenlenen 15. dalga operasyonda, Katar'daki El-Udeyd Hava Üssü hedef alınarak uzun menzilli bir radar sistemi ile ABD'ye ait stratejik yakıt ikmal uçaklarının imha edildiği öne sürüldü. Ayrıca Kuveyt sınırları içindeki bir diğer ABD üssü de hedef alınarak füze savunma radarları, silah depoları ve iki adet HIMARS fırlatma rampasının vurulduğu açıklandı. Suriye sınırları içinde yer alan El-Tanf üssündeki Amerikan özel operasyonlar komuta merkezinin de insansız hava araçlarıyla vurulduğu kaydedilen diğer askeri gelişmeler arasında yer alıyor.
Karşılıklı hava saldırıları, Körfez genelindeki sivil yaşamı ve kritik altyapı tesislerini doğrudan etkiledi. Bahreyn'de siren sesleri yükselirken, Kuveyt ordusu hava savunma sistemlerini devreye soktu. Kuveyt'teki elektrik ve su arıtma tesislerinde meydana gelen hasar ve çıkan yangınlar nedeniyle yerel makamlar halka acil enerji tasarrufu çağrısı yaptı. Katar İçişleri Bakanlığı ise vatandaşlarına yüksek güvenlik tehdidi uyarısı göndererek, hava operasyonları esnasında düşen şarapnel parçalarından korunmaları için evlerinde kalmalarını, pencerelerden ve açık alanlardan uzak durmalarını bildirdi.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), savaş uçakları, insansız hava araçları ve savaş gemileri eşliğinde İran topraklarına yönelik üst üste altıncı gece saldırısını gerçekleştirdiğini duyurdu. Operasyonlarda İran'a ait kıyı gözetleme ağları, hava savunma tesisleri ve askeri lojistik noktalar hassas güdümlü mühimmatlarla vuruldu. Ancak bu saldırıların sivil yaşamı da olumsuz etkilediği belirtiliyor. İran'ın güneyindeki Bender Hamir köprüleri ile Bender Abbas'taki demir yolu istasyonunun hedef alınması sonucu sivil can kayıplarının yaşandığı, temmuz ayı boyunca düzenlenen hava operasyonlarında can kaybının 38'e yükseldiği, yaralı sayısının ise 400'ü geçtiği aktarıldı.
Savaşın gölgesinde, ABD ile İsrail arasındaki diplomatik ilişkilerde de gizli bir kriz yaşandığı iddia ediliyor. ABD merkezli kaynaklardan sızan bilgilere göre, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Washington'dan talep ettiği resmi görüşme talepleri Beyaz Saray tarafından kabul görmedi. İlişkilerdeki asıl gerilimin ise Türkiye ekseninde yaşandığı belirtiliyor. Netanyahu'nun, ABD'nin Türkiye'ye F-35 savaş uçakları satma planına karşı kamuoyu önünde yaptığı eleştirilerin Washington yönetiminde büyük bir rahatsızlık yarattığı ve ittifak ilişkilerinde derin çatlaklara yol açtığı kaydediliyor.