Orta Doğu'daki gerilim hattı, ABD'nin askeri kapasite açıklamaları ile sahada yaşanan gerçekler arasındaki çelişkileri bir kez daha gözler önüne serdi. Son olarak Ürdün'deki stratejik bir hava üssüne düzenlenen ve üç Amerikan askerinin hayatını kaybetmesine yol açan saldırı, Washington yönetiminin "İran ordusu ve füze programı tamamen etkisiz hale getirildi" şeklindeki tezlerini ciddi şekilde sorgulatır hale geldi.
Askeri analistler, bu operasyonda İran'ın en gelişmiş silah sistemlerinden biri olan, yaklaşık 1450 kilometre menzile sahip ve manevra kabiliyetli savaş başlığıyla hava savunma sistemlerini aşabilen Hayber Şekan balistik füzesinin kullanıldığını değerlendiriyor. Washington'dan yapılan açıklamalarda fırlatıcıların ve mühimmat stoklarının büyük oranda imha edildiği savunulsa da, uzmanlar ellerdeki binlerce kısa ve orta menzilli füzenin hâlâ ciddi bir tehdit oluşturduğunu vurguluyor. Ürdün'deki üssün vurulması, miktar azalsa bile İran'ın hedefi vurma iradesinde ve isabet kabiliyetinde bir gerileme olmadığını kanıtladı.
Saldırıların icra biçimi ise Tahran yönetiminin savaş doktrininde stratejik bir evrim geçirdiğini gösteriyor. Kamikaze insansız hava araçlarıyla hava savunma sistemleri meşgul edilirken, son aşamada manevra yapabilen gelişmiş balistik füzelerin devreye sokulduğu bu karma salvo taktiği, Washington'ın bölgedeki askeri varlığını güven altında tutma hesaplarını altüst ediyor. Bu durum, Körfez ülkelerindeki ABD üslerinin ev sahipliği maliyetlerini yeniden masaya yatırmasına neden olurken, Beyaz Saray'ı da daha sert karşılıklar vermeye itiyor.
Öte yandan, savaşın başından bu yana ABD ve İsrail savaş uçaklarının yoğun bombardımanına maruz kalan ve kamuoyunda 'füze şehirleri' olarak bilinen yer altı askeri üslerinin durumu da stratejik bir tartışma konusu olmaya devam ediyor. Ticari uydu görüntülerine yansıyan analizler, tünel girişlerinin çökertilmesine ve fırlatıcıların bir kısmının içeride kalmasına rağmen, İranlı mühendislik ekiplerinin iş makineleriyle enkazı kısa sürede kaldırarak dağ içine gömülü tesisleri yeniden faaliyete geçirdiğini ortaya koydu. Sivil kamyon şasilerine kurulan ve ticari araç görünümü verilen mobil fırlatıcıların tespiti zorlaştırırken, Tahran'ın stratejik caydırıcılığını korumak için altyapısını hızla onardığı net bir şekilde görülüyor. Uzmanlar, hava savunma sistemlerinin maliyet-etkinlik dengesini bozan bu gelişmelerin, bölgedeki kalıcı güvenlik krizlerinin uzun süre devam edeceğinin sinyallerini verdiğini belirtiyor.