Güney Asya ülkesi Nepal, tarihinin en büyük doğal afetlerinden birinin yaralarını sarmaya çalışırken, felaketin boyutları uluslararası raporlarla gözler önüne seriliyor. Birleşmiş Milletler (BM) yetkililerinin paylaştığı son bilgilere göre, ülkeyi vuran yıkıcı sel felaketinin ardından yürütülen arama kurtarma çalışmaları aralıksız devam ediyor. Bölgeden gelen son rakamlar insani krizin ve maddi yıkımın ne denli büyük olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
BM yetkilileri tarafından yapılan açıklamalarda, bugüne kadar binden fazla kişinin cansız bedenine ulaşıldığı, yaklaşık 12 bin kişinin ise ekipler tarafından sağ olarak kurtarıldığı bildirildi. Ancak binlerce insanın akıbeti hâlâ bilinmiyor; resmi makamlar 3 bin 900'den fazla kişinin kayıp olduğunu ve arama çalışmalarının zorlu koşullar altında sürdürüldüğünü kaydetti. Felaketin ardından bölgede faaliyet gösteren uluslararası kuruluşların hazırladığı ön değerlendirme raporları, ülkenin adeta haritadan silinen yerleşim yerlerinde en az 2,2 milyon tonluk devasa bir enkaz yığını bıraktığını belgeliyor. Bu atık yığınının önemli bir kısmını ise tamamen yıkılan veya ağır hasar alan binalardan arta kalan inşaat kalıntıları oluşturuyor.
Sel suları sadece yaşam alanlarını değil, ülkenin hayati enerji altyapısını da hedef aldı. Yapılan tespitlere göre 11 hidroelektrik santrali ile birlikte bir güneş enerjisi tesisi tamamen devre dışı kalırken, inşası devam eden 15 farklı hidroelektrik projesi de afetten ciddi şekilde zarar gördü. Uzmanlar, enerji üretimindeki bu büyük kesintinin ülkenin toparlanma sürecini sekteye uğrattığını vurguluyor.
Bölgeye insani yardım ulaştırılmasındaki en büyük engelin ulaşım altyapısının çökmesi olduğu ifade ediliyor. Onlarca köprünün yıkıldığı, ana kara yollarının ulaşıma kapandığı bölgelerde, dış dünyayla bağlantısı tamamen kopan yerleşim birimlerine hayati malzemeler yalnızca askeri helikopterler aracılığıyla ulaştırabiliyor. Öte yandan sağlık otoriteleri, kalabalık geçici barınma merkezleri, içme suyu kaynaklarının kirlenmesi ve sağlık altyapısının zarar görmesi nedeniyle salgın hastalık riskine karşı acil durum uyarısında bulunuyor.
Felaketin arka planına dair yapılan jeolojik incelemeler ise felaketin tetikleyicisini ortaya koydu. Uzmanların analizlerine göre, felaket öncesinde bölgede yaşanan sismik hareketliliğin bir depremden ziyade buzul çökmesinden kaynaklandığı, dağlık alandan kopan devasa buzul parçalarının tetiklediği çığ felaketinin bu yıkıcı sellere yol açtığı kesinleşti.