Kuzey Afrika'nın en önemli enerji kaynaklarına sahip ülkesi Libya'da, uzun yıllardır süren Doğu ve Batı eksenli siyasi ayrışmanın sona erdirilmesi amacıyla tarihi bir uzlaşıya varıldı. Ülkenin önde gelen askeri ve siyasi aktörlerinin temsil edildiği '4+4' Diyalog Komitesi, devleti en geç 24 ay içinde cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerine taşıyacak kapsamlı bir mutabakat imzaladı.
Muammer Kaddafi'nin 2011'deki devrilişinin ardından otorite boşluğu yaşayan Libya, yıllar içinde Trablus merkezli uluslararası tanınırlığa sahip yapılar ile Tobruk merkezli ve Halife Hafter'e bağlı güçler olmak üzere iki ayrı idari bölgeye bölünmüştü. Birleşmiş Milletler öncülüğünde yürütülen çabalar ve uluslararası dengeler sayesinde askeri çatışmaların yerini siyasi müzakerelere bırakmasıyla birlikte, taraflar ilk kez bu denli somut bir yol haritası üzerinde el sıkıştı.
Yeni mutabakata göre, seçimlere ikili bir yönetim yapısıyla değil, tüm ülkeyi kapsayacak birleşik bir yürütme organıyla gidilmesi hedefleniyor. Trablus ve Bingazi arasındaki idari uçurumu kapatmayı amaçlayan anlaşma çerçevesinde, Ulusal Yüksek Seçim Komisyonu'nun yönetimi de her iki tarafı adil temsil edecek biçimde yeniden yapılandırılacak. Böylece geçmişteki seçim denemelerini akamete uğratan bürokratik ve yasal engellerin aşılması planlanıyor.
Anlaşmanın en çok tartışılan ve kilit önem taşıyan maddelerinden biri ise adaylık kriterleri oldu. Yapılan düzenlemeye göre, askerler ve çifte vatandaşlığı bulunan kişiler cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olabilecek. Bu durum, özellikle ABD vatandaşlığı bulunduğu bilinen Halife Hafter'in ve diğer kritik figürlerin önündeki hukuki engelleri ortadan kaldırırken; seçimi kazanan isimlerin görevlerine başlamadan önce diğer ülke vatandaşlıklarından vazgeçmelerini zorunlu kılan bir mekanizma da kuruldu. Adayların ayrıca ülkenin farklı bölgelerinden en az 20 bin imza toplaması şartı getirildi.
Bununla birlikte, mutabakatın hemen ardından bazı yetki ve atama krizlerinin baş göstermesi, sürecin hassasiyetini koruduğunu gösteriyor. Komitenin seçim komisyonu başkanlığı için önerdiği isim ile mevcut yönetimin attığı adımlar arasındaki çelişkiler, taraflar arasındaki güvensizliğin tamamen ortadan kalkmadığına işaret ediyor. Ancak Trablus Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ve Halife Hafter gibi kilit aktörlerin sürece açıktan destek vermesi, bu girişimi geçmiştekilerden ayıran en önemli unsur olarak değerlendiriliyor.