Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Girne açıklarında seyrederken alabora olarak 514 metre derinliğe gömülen yolcu gemisinin, geçmişindeki skandallar ve ağır ihmaller gözler önüne serildi. Fransız yapımı 26 yıllık katamaranın yıllar boyunca geçirdiği kazalar, maruz kaldığı ucuz tamiratlar ve uluslararası sulardaki 'sabıkalı' geçmişi, denizcilik sektöründeki denetimsizlikleri bir kez daha tartışmaya açtı.
Asıl adı Iris Jet olan ve ilerleyen yıllarda Filo Jet adını alan geminin geçmişi, adeta bir felaketler zincirini barındırıyor. 2001 yılında İspanya açıklarında 280 yolcusuyla seyir halindeyken tüm makinelerini kaybeden ve deniz ortasında mahsur kalan katamaran, mahkeme kararlarıyla 'gizli ayıplı' bulunmuştu. Aradan geçen yıllarda rıhtıma çarpan, ağır hasar almasına rağmen sefere devam eden ve uzun süre limanlarda çürümeye terk edilen gemi, icra yoluyla el değiştirmişti.
2016 yılında Türkiye'de karaya oturduktan sonra gemiyi inceleyen Gemi İnşa Mühendisi Muzaffer Erdal Kılıç, teknede çok ağır hasarlar tespit ettiğini belirtti. Kılıç, gemi sahiplerinin maliyetten kaçınmak için klas kuruluşu denetimlerini reddettiğini ve tamiratı ehil olmayan kişilere gayriresmi yollarla yaptırdığını vurguladı. Mahkeme kayıtlarına ve bilirkişi raporlarına yansıyan bilgilere göre, teknede cam elyaf gövdenin tabakalarına ayrıldığı (delaminasyon) ve onlarca teknik kusur bulunduğu belgelendi.
Uluslararası broker sitelerinde 'sıfır gibi' ilanlarıyla pazarlanarak yeniden satışa çıkarılan ve son olarak Panama bayrağıyla sefer yapan katamaran, tüm bu uyarılara ve teknik raporlardaki kusurlara rağmen su üstünde tutulmaya çalışıldı. Yaşanan bu süreç, 30 Ağustos tarihinde Girne açıklarında su alarak denize gömülmesiyle son bulurken, denizcilik güvenliği ve denetim mekanizmalarındaki açıklar bir kez daha acı bir şekilde gözler önüne serildi.