- Halk olarak şaşkın değiliz. SEN ŞAŞKINSIN.
Çok rica ediyorum, herkes kendi adına konuşsun. HALUK LEVENT DENİLİNCE ŞUNLARI AKLINDAN ÇIKARMA - Karşında müthiş bir MANİPÜLATÖR var.
Türkiye’nin görüp göreceği en büyük manipülatör. - Karşında dolandırmadan, sahtekarlık yapmadan duramayan bir HASTA var. Tedavi edilmesi neredeyse imkânsız bir hasta. - Karşında profesyonel bir DOLANDIRICI var.
Hayatını dolandırma üzerine kurmuş, dolandırmayı hayat tarzı haline getirmiş bir adam. - Karşında iflah olmaz bir KUMARBAZ var. Sürekli bir koyup üç almaya odaklanmış, kumarın heyecanına kendini kaptırmış bir süper bağımlı. - Karşında müthiş becerikli bir KURGU USTASI var.
Vicdanlara oynayan kurgular yapmakta acayip usta bir adam. - Karşında hissiz, duyarsız, empati yoksunu bir GADDAR var. Tokatladıklarında yarattığı tahribatı asla dikkate almayan bir gaddar. - Karşında gerçeklerle yalanları belli ölçüler içinde kullanabilen profesyonel bir DALAVERECİ var.
O kadar ki Yetenekli Bay Ripley, getir götürünü yapar bunun. HALUK Levent’in ustalığının büyüklüğünü anlamak için ünlü avukat Ece Güner’in ifadesinde söylediği şu cümleye bakalım: “Acındıran hikâyeler anlattı.
Toplamda 1 milyon 570 bin dolar karşılığı TL olarak borç para verdim.” Türkiye’nin gelmiş geçmiş hiçbir sahtekârı... Ece Güner gibi uyanıklığı zirve yapmış bir avukattan bir buçuk milyon dolar alamaz.
Bırakın bir buçuk milyon doları, yüz dolar alamaz. Haluk Levent’in dolandırıcılıkta ulaştığı profesyonelliğin, ustalığın, zirvenin, becerikliliğin çok manidar kanıtıdır bu. “Haluk Levent benim 60 milyon dolarlık 22 gayrimenkulüme çöktü” diyen işinsanı Hüseyin Başaran’la ilgili söyleyeceklerim şunlar: - Anlattığı hikâye, hayatın olağan akışına uymuyor. - Hayırseverlik peşinde koştuğuna dair bir tını yok ortada. - Haluk Levent’le birlikte bir alavere çevirmişler gibi bir hisse kapılıyorum nedense. - Başaran’ın öyle kolay ketenpereye getirilecek bir tip olduğunu düşünmüyorum. 15 Temmuz alçak darbe girişiminin kırılma anı nedir?.Çok söylendi, çok yazılıp çizildi ama 10 yıl sonra yeniden kayıtlara geçsin diye yazıyorum:15 Temmuz’un kırılma anı: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın CNN Türk ekranında Hande Fırat’ın telefonundan halka seslendiği andır.
FETÖ’cü tüm farelerin mecalleri işte tam o anda tükenmiştir. Ondan sonra yaptıklarının tümü, tükenmişlerin çaresizceçırpınmalarından ibarettir.
O telefona, o ekrana, o kameraya, o Hande Fırat’a, o anda stüdyodaki Abdülkadir Selvi’ye bin selam. ORHAN Şaik Gökyay’ın meşhur “Bu Vatan Kimin” şiiri vardır.
İşte bu şiirden ilhamla bir “15 Temmuz” şiiri yazılmış. Şiiri Cumhurbaşkanı Erdoğan seslendirmiş.
AK Parti Tanıtım ve Medya Başkanlığı, Erdoğan’ın seslendirdiği şiirden bir klip yapmış. Bu zamana kadar 15 Temmuz’la ilgili yapılmış en tüyleri diken diken eden, en gözleri yaşartan, en göğüsleri kabartan iş olmuş.
Şiiri okuyana, klibi yapana, bu işi akıl edene çok teşekkürler. DENİZ Baykal’ın eşi Olcay Baykal vefat etmiş.
Sesini hiç duymadık Olcay Hanım’ın. Kamuoyunun önüne pek çıkmadı.
Politik konularda ne düşünür, hiç bilemedik. Eşini koltuğundan eden tartışmaya hiç dahil olmadı.
Hep geride kaldı. Hep arkada kaldı.
Sanki edilgen olmayı bilinçli biçimde tercih etmiş gibiydi. Ama Baykal, kendisinden söz ederdi. “Olcay” diye söz ederdi.
MBAPPE’nin çok büyük futbolcu olduğunu biliyorduk. Meğer olgunluk derecesi de çok yüksekmiş. - Yaşadıkları acizliği hiç eğip bükmeden haykırdı. - “Çok sert oynadılar” demeye bile tenezzül etmedi. - Yenenin hakkını sonuna kadar teslim etti.
Ben sporcunun sadece çevik olanını değil aynı zamanda olgun olanını severim