Türk istihbarat tarihinin en dikkat çekici isimlerinden biri olan eski Millî İstihbarat Teşkilatı yöneticisi Kaşif Kozinoğlu'nun 2011 yılında cezaevinde geçirdiği şüpheli ölümle ilgili dosya yeniden açıldı. Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanarak Silivri Cezaevi'ne konulan ve davasına günler kala hayatını kaybeden Kozinoğlu'nun ölümündeki ihmaller zinciri ve şüpheler, yetkililerin talimatıyla baştan aşağı inceleniyor.
Eski MİT Dış Operasyonlar Dairesi Başkanı olan Kozinoğlu, 12 Kasım 2011 tarihinde Silivri Cezaevi'nde yaşamını yitirmişti. Resmi raporlarda ölüm nedeni kalp krizi olarak geçse de, zamanında müdahale edilip edilmediği ve olası bir zehirlenme ihtimali kamuoyunda ve hukuk çevrelerinde uzun yıllar tartışma konusu olmaya devam etmişti. Yeni başlatılan soruşturma kapsamında, o dönem cezaevinde görev yapan tüm sağlık personeli ile infaz koruma memurları şüpheli sıfatıyla yeniden ifadeye çağrılıyor.
Dava dosyasında yer alan ve bugüne kadar aydınlatılamayan kritik detaylar ise soruşturmanın seyrini değiştirecek nitelikte. Kozinoğlu'nun fenalaştığı gün sabah saatlerinde koğuşunda rahatsızlandığı, acil yardım butonuna basılarak gardiyanların çağrıldığı ancak ilk müdahaleyi yapacak olan acil sağlık ekibinin o sırada Silivri merkezde yemekte olduğu tespit edilmişti. Dosyadaki en büyük ihmal iddialarından biri ise hastaneye sevk aşamasında yaşandı. İddialara göre, yemekteki ekibin yetişmesi amacıyla ambulans yol kenarında yaklaşık 10 dakika bekletilmiş ve bu süre zarfında ekip değişimi yapılarak hastaneye hareket edilmişti. Görevlilerin bu süreçteki çelişkili ifadeleri de yeni soruşturmanın odağında yer alıyor.
Askeri kariyerine 1976 yılında Kara Harp Okulu'ndan mezun olarak başlayan, Özel Harp Dairesi ve Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda kritik görevler üstlenen Kaşif Kozinoğlu, 1995 yılında emekli olarak MİT bünyesine katılmıştı. Orta Asya, Suriye, Bosna-Hersek ve Afganistan gibi kritik bölgelerde operasyonlar yürüten Kozinoğlu, ölümünden kısa bir süre önce Hakan Fidan'ın talimatıyla Asya Bölgesi Baş Müşavirliği'ne atanmıştı. Savcılığın yıllar sonra dosyayı yeniden ele almasıyla birlikte, Türkiye'nin yakın siyasi ve istihbarat tarihinin en karanlık noktalarından biri olarak görülen bu ölümde yeni gerçeklerin ortaya çıkması bekleniyor.