İsrail'de Binyamin Netanyahu öncülüğündeki koalisyon hükümetinin iş başında olduğu dönemde, Filistin topraklarına yönelik el koyma faaliyetlerinde rekor bir artış yaşandı. Çeşitli komite ve gözlem raporlarına göre, mevcut yönetim iktidara geldiğinden bu yana yaklaşık 109 bin dönümlük Filistin toprağı sistematik olarak gasbedildi.
Yetkili makamlar tarafından yapılan açıklamalarda, işgalci güçlerin toprak gaspını meşrulaştırmak için idari, askeri ve hukuki mekanizmaları aynı anda devreye soktuğu vurgulandı. Söz konusu arazilerin çoğunlukla "devlet arazisi" ya da "doğa koruma alanı" gibi kılıflarla el değiştirildiği, bu süreçte özellikle 2023 ve 2024 yıllarının en yoğun dönüm noktaları olduğu ifade edildi. Toplam el koyma işlemlerinin yaklaşık yüzde 89'unun bu iki yıl zarfında gerçekleştirildiği, 2025 yılındaki kısa süreli durgunluğun ardından 2026'nın ilk sekiz ayında ivmenin yeniden tırmanışa geçtiği kaydedildi.
Coğrafi olarak en büyük kayıpların Nablus, Eriha, Ürdün Vadisi, Tubas ve Kudüs çevrelerinde yaşandığı, bu hamlelerin tüm Filistin vilayetlerini hedef aldığı bildirildi. Uzmanlar ve sivil toplum kuruluşları, bu uygulamaların münferit olaylar olmadığını, aksine bilinçli bir "sömürge mühendisliği" stratejisinin parçası olduğunu belirtiyor. Bu stratejiyle, mevcut yerleşim yerlerinin etki alanının genişletilmesi, yerleşim bloklarının askeri yollarla birbirine bağlanması ve Filistin coğrafyasının parçalanarak bağımsız bir devlet kurulma ihtimalinin tamamen ortadan kaldırılması amaçlanıyor.