Orta Doğu'da sivillerin yaşam alanlarını hedef alan operasyonlar sırasında yaşanan hukuksuzluklar bir kez daha gözler önüne serildi. Bölgeden yansıyan bilgilere göre, askerlerin gerçekleştirdiği yağma eylemlerine yönelik başlatılan çok sayıda soruşturma, yargılama aşamasına gelmeden rafa kaldırıldı.
Yerel basında yer alan detaylara göre, 2023 ile 2026 yılları arasında Gazze Şeridi ve Lübnan'da sivillere ait mülklerin yağmalanması iddialarıyla ilgili toplamda 27 ayrı soruşturma dosyası açıldı. Ancak bu soruşturmaların ezici bir çoğunluğunda şüpheli askerler hakkında herhangi bir yasal işlem yapılmadı. Gazze'deki olaylar için açılan 25 dosyanın sadece ikisinde iddianame hazırlanırken, Lübnan hattında açılan 2 soruşturma ise tamamen sonuçsuz bırakıldı ve hiçbir iddianame mahkemeye sunulmadı.
Hukuk süreçlerindeki bu tıkanıklık ve dosyaların cezasızlıkla sonuçlanması kamuoyunda sert tepkilere neden oldu. İddianame hazırlanan iki davanın da uzlaşma yoluyla kapatıldığı, hatta bir olayda suç vasfının 'yağma' seviyesinden 'hırsızlık' suçuna düşürüldüğü kaydedildi. Bu durum, askeri makamların kendi personellerinin işlediği suçların üzerini örtbas ettiği yönündeki iddiaları ve eleştirileri doruk noktasına çıkardı.
Bilgi Edinme Özgürlüğü Hareketi yetkilileri, sahada işlenen suçlar ile bu suçlara verilmeyen cezalar arasındaki uçurumun ancak şeffaflık talepleri sayesinde gün yüzüne çıkabildiğine dikkat çekti. Askeri kademelerin bu tür skandalların kamuoyu tarafından bilinmesini engellemek için çaba sarf ettiği vurgulanırken, cephedeki askerlerin tanıklıkları da yaşanan talanın boyutunu gözler önüne serdi. Görev yapan bazı askerler, sınır bölgelerinde ve toplanma alanlarında sivillere ait mücevherlerden mobilyalara, elektronik eşyalardan hatıralara kadar her şeyin kamyonlarla taşındığını ve paylaşım kavgalarının yaşandığını ifade etmişti. Her ne kadar üst düzey komutanlıklar bu tarz olayların kabul edilemez olduğunu ve soruşturulacağını belirtse de, pratikte ortaya çıkan tablonun cezasızlık kültürüyle örtüştüğü belirtiliyor.