Orta Doğu'da devam eden gerilim tehlikeli bir eşikten geçerken, İran Devrim Muhafızları Ordusu'ndan küresel çapta ses getirecek net bir uyarı geldi. Washington yönetiminin saldırılarında kullanılan her askerî üssün meşru hedef ilan edildiği belirtilen açıklamada, özellikle İngiltere sınırları içerisindeki RAF Fairford Hava Üssü doğrudan hedef gösterildi. Tahran yönetimi, ABD'nin füze stoklarının azalması sebebiyle İngiltere'deki üslerden kalkan stratejik B-1 bombardıman uçaklarını devreye soktuğunu savunarak bu hamlenin savaşı genişlettiğini kaydetti.
İngiltere cephesinden gelen yanıtta ise silahlı kuvvetlerin hem yurt içinde hem de uluslararası alanda çıkarları savunmak adına 7 gün 24 saat teyakkuzda olduğu vurgulandı. Londra yönetimi, NATO müttefikleriyle koordinasyon içinde çok katmanlı hava ve füze savunma sistemlerinin aktif tutulduğunu ve stratejilerinde bir değişiklik olmadığını bildirdi. Ancak askeri uzmanlar, İngiltere'nin olası balistik füze saldırılarına karşı ciddi savunma zafiyetleri barındırdığına dikkat çekiyor.
Uçuş takip sistemleri, söz konusu üssün bulunduğu bölgeden havalanan Amerikan bombardıman uçaklarının hareketliliğini teyit ederken, bölgedeki tansiyon üst seviyeye tırmandı. İstihbarat raporlarına yansıyan detaylarda, İran kaynaklı tehditlerin uzun süredir devam ettiği ve İngiltere topraklarında güvenliği tehdit eden operasyon girişimlerinin engellendiği bilgisi yer aldı. Uzmanlar, NATO'nun 5. madde mekanizmasının bu aşamada hemen tetiklenmesinin zor olduğunu, Tahran'ın bu hamlesiyle Washington'ın müttefik desteğini azaltmayı amaçlayan bir caydırıcılık stratejisi güttüğünü belirtiyor.
Öte yandan ABD ordusu, bölgedeki askerî varlığını artırmak amacıyla F-35 ve F-16 filolarını takviye ederken, özel harekât birlikleri ve ağır silahları İran sınırına yakın stratejik noktaya konuşlandırdı. Savaşın artık sınırlı hava operasyonlarının ötesine geçerek bir yıpratma savaşına dönüştüğü ifade edilirken, olası bir kara harekâtının Washington yönetimi için rasyonel ve sürdürülebilir bir seçenek olmadığı vurgulanıyor.
Krizin boyutu yalnızca askerî üslerle sınırlı kalmıyor. Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı hattında faaliyet gösteren Yemen'deki Husilerin artan saldırıları, küresel enerji arzı ve ticaret yolları üzerinde büyük bir baskı oluşturuyor. Kritik boğazlardaki güvenlik riskleri nedeniyle petrol fiyatları varil başına 100 dolar sınırını aşarken, uzmanlar bu durumun küresel finans piyasaları ve Avrupa'nın güvenliği üzerinde domino etkisi yaratabileceği konusunda uyarıda bulunuyor.