Galatasaray'da yönetim cephesinde peş peşe ayrılıklar yaşandı. İkinci Başkan Metin Öztürk'ün istifasının ardından Sportif A.Ş.
Başkan Vekili Abdullah Kavukcu da görevinden ayrıldığını duyurdu. Galatasaray Divan Kurulu Eski Başkanı Eşref Hamamcıoğlu, Metin Öztürk - Abdullah Kavukcu kavgasını HT Spor Muhabiri Çağatay Çelik'e değerlendirdi. "Galatasaray’da fikir ayrılıkları ve zaman zaman sert tartışmalar yaşanması doğaldır.
Ancak bu tartışmaların sınırı her zaman karşılıklı saygı ve kurumun itibarını koruma sorumluluğudur. Hakaretin ve fiziksel müdahalenin Galatasaray kültüründe yeri yoktur.
Yaşananları son derece üzücü buluyor, benzer olayların tekrarlanmaması için açık ve kararlı bir tutum ortaya konulması gerektiğine inanıyorum." "Olayın üzerinden Sayın Metin Öztürk’ün istifasına kadar beş gün geçmiş olması, sürece zamanında ve yeterli ölçüde müdahale edilip edilmediğini sorgulatıyor. Benim değerlendirmem, Metin Bey’in bu süre içinde başkan ve Yönetim Kurulundan net bir tutum ve gerekli adımların atılmasını beklediği yönünde.
İstifa kararını da bu beklentinin karşılanmaması çerçevesinde okuyorum. Başkanın ilk andan itibaren inisiyatif alarak meseleyi Galatasaray’ın değerlerine ve yönetim sorumluluğuna uygun biçimde ele alması gerekirdi.
Kriz anlarında başkanlık makamından beklenen, sorumluluk üstlenmek, gerektiğinde karar almak ve kurumsal güveni korumaktır. Bu süreçte söz konusu iradenin yeterince ortaya konulmadığı kanaatindeyim.
Üstelik bu, başkanın döneminde yaşanan ilk yönetici krizi de değil. Yöneticiler değişiyor, ayrılıklar yaşanıyor; ancak bu kadroları oluşturan ve yönetim içindeki uyumu sağlamakla sorumlu olan başkanın rolü yeterince tartışılmıyor.
Sorumluluğun her defasında yalnızca ayrılan isimler üzerinden değerlendirilmesini doğru bulmuyorum. Başkanlık makamı, yetki kadar sorumluluk da gerektirir.
Benzer sorunlar farklı yöneticilerle tekrar tekrar yaşanıyorsa, başkanın yönetim anlayışının ve krizleri ele alış biçiminin de samimiyetle sorgulanması gerekir." "Galatasaray, 121 yıllık köklü geçmişi ve kurumsal birikimiyle bu tür görev değişikliklerini yönetebilecek güce sahiptir. Elbette her yöneticinin emeği ve katkısı değerlidir; ancak kulübün devamlılığı hiçbir kişinin varlığına bağlı değildir.
Galatasaray’da başkanlık makamı yönetimin sorumluluğunu taşır; teknik direktörümüz de ekibinin başındadır. Gerekli görev dağılımı ve koordinasyon sağlandığında, bu ayrılıkların kulübün işleyişinde kalıcı bir olumsuzluk yaratacağını düşünmüyorum." "Mevcut aşamada olağanüstü genel kurul gerektiren bir durum olduğu kanaatinde değilim.
Boşalan yönetim kurulu üyeliklerinin tüzük çerçevesinde yedek üyelerle tamamlanmasıyla yönetim görevine devam edebilir. Bununla birlikte, Başkan’ın yönetim kadrosunun oluşumu ve çalışma uyumu konusunda samimi bir değerlendirme yapması gerektiğini düşünüyorum.
Tek adaylı bir seçim sonrasında oluşturulan yönetimde bu ölçüde uyum sorunu yaşanmasının nedenleri üzerinde durulmalıdır. Son seçimde sandığa katılımın yanı sıra beyaz ve geçersiz oyların taşıdığı mesajlar da dikkatle değerlendirilmelidir.
Bugün yaşananlar, o dönemde ortaya konulan eleştiri ve kaygıların daha fazla dikkate alınması gerektiğini gösteriyor. Camianın güvenini güçlendirmek için bu mesajları doğru okumak ve gerekli dersleri çıkarmak önemlidir." "Galatasaray’ın kendine özgü bir kültürü, hassasiyetleri ve kurumsal dengeleri vardır.
Yönetim sorumluluğu üstlenen herkesin bu yapıyı iyi anlaması ve gözetmesi gerekir. Bu hassasiyetler ihmal edildiğinde, zamanında çözülebilecek meseleler daha derin sorunlara dönüşebilir.
Tecrübe, liyakat ve üstlenilen görevin sorumluluğunun bilincinde olmak bu nedenle çok önemlidir. Sportif başarı hepimizin ortak mutluluğudur.
Ancak sahada alınan iyi sonuçlar, yönetimde yapılan hataları ortadan kaldırmaz veya aynı yanlışların tekrarlanmasını haklı göstermez. Galatasaray’ın kalıcı başarısı, sahadaki sonuçlarla birlikte değerlerinin ve kurumsal itibarının korunmasına bağlıdır." İstanbul Esenyurt'ta engelli oğlu için ev almak isteyen bir baba, hayatının şokunu yaşadı.
Beğendiği ev söylenenden küçük çıkınca alışverişten vazgeçen talihsiz adam, imzalanan kapora sözleşmesindeki 25 bin liranın başına "4" rakamı eklenerek 425 bin liralık hileli icra takibiyle borçlandırıldı.