Beş yerine dört anlaşma imzalandıktan sonra törenin sona erdiği anons ediliyor. İşte tam bu anda Cumhurbaşkanı Erdoğan devreye giriyor.
Önce “Bir yanlışlık olmasın. Beş anlaşma değil miydi” diye çıkışıyor, ardından da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a “Hakan, hamse” yani “Hakan, beş” diye sesleniyor.
Erdoğan’ın devreye girmesinin ardından... “Kalkınma Yolu” gibi çok önemli bir anlaşmayı, İran güdümündeki Iraklı Bakan’ın imzalamadığı ortaya çıkıyor. Erdoğan’ın net tutumuyla Irak Başbakanı devreye giriyor.
İran güdümündeki Iraklı Bakan, imzayı atmak zorunda kalıyor. Erdoğan’ın şu beş özelliğinin en üst düzeyde devam ettiği sonucu çıkar: İMAM HATİP ŞAKASINI ATATÜRK DE BİLİYORMUŞ NUTUK’un 1927’deki baskısına göz gezdiriyordum.
Atatürk’ün şöyle bir cümlesine rastladım: “......bir hakikati 180’inci defa olsa da işitmiş olmaktan elbette çok mahzuz (mutlu) olmuştum.” “Et tekraru ahsen / Velev kâne yüz seksen” diye bildiğimiz yarı Arapça / yarı Türkçe deyişe gönderme yapıyor. “Tekrar iyidir / Velev ki yüz seksen kere olsun” anlamına gelen bu deyişin bir imam hatip şakası olduğunu sanıyordum ben. Öyle anlaşılıyor ki Osmanlı döneminden beri kullanılan bir deyişmiş bu.
Atatürk de bu deyişi biliyor ve yeri geldiğinde bu deyişe gönderme yapıyormuş. - HD falan halt etmiş. IMAX olayı bambaşka. - Boyut farklı, netlik bambaşka, ses muazzam. - Her şey ayaklarının altına serilmiş gibi bir his. - IMAX’te Odyssey filminin etkisi: En az 40’la çarp. - Perdeyle aradaki mesafeyi inanılmaz kısaltıyor bu teknoloji. - Hep “IMAX ne kadar farklı olabilir ki” diyordum.
Artık demeyeceğim. - SINIFSAL: İlgili / ilgisiz her duruma “sınıfsal” diyenler acayip çoğaldı. - SEKÜLER: Bu sözcüksüz cümle kuramayanların sayısı epey arttı. Beş cümlemden ikisinde “seküler” geçiyorsa üçünde de “sınıfsal” geçiyor.
İZMİR Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçeceği konuşuluyor. Böyle bir olay gerçekleşirse çok şaşıracağım. - Özlem Çerçioğlu’nun geçişine on barem şaşırdıysam, buna on bin barem şaşıracağım. - Burcu Köksal yedi barem şok etkisi yaptıysa, bu yedi bin barem şok etkisi yapacak.
Cemil Tugay açısından olayı yorumlayamıyorum. Ama AK Parti açısından yorumlayabiliyorum.
AK Parti, gerçekten de Cemil Tugay’ı partisinin saflarına kabul ederse... Galiba “İzmir, başka türlü AK Parti belediyeciliğiyle tanışamayacaktı” diye bir gerekçeye sığınacaktır.
GÜNEY KORE FİLMLERİNİ NEDEN İZLEYEMİYORUM - Lisandaki iniş çıkışlar, sesler falan öyle tuhaf geliyor ki bana. Filme anında yabancılaşıyorum. - Filmdeki esas oğlanları ve esas kızları, birbirinden ayırt etmekte acayip zorlanıyorum.
Sürekli bir “kim kimdi” telaşı falan. - Bir arabesklik var filmlerde. Melodrama kaymadan duramama.
Gözyaşı döktürmeye meyil. Bundan hiç hoşlanmıyorum.
Bu yazacaklarımın Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın partisiyle uzaktan yakından ilgisi yok. CHP’li olmuş, AK Partili olmuş, Yeni Partili olmuş...
Hiç önemli değil. Önemli olan yaptığı iş.
Çevremde çölyak hastası çok. En büyük sıkıntı ise glütensiz ürünler.
Glütensiz ürünler çok pahalı, BİR. Lezzetsiz, İKİ.
Uygun koşullarda üretilmiyor, ÜÇ. Başkan Mesut Özarslan, halkın bu konudaki taleplerini dikkate alıp Keçiören’de glütensiz fırın ve kafe açmış.
Vatandaş önünde kuyruk. Kafe ve fırının bu kadar tutmasının nedenleri ise şunlar: Çok ehven fiyatlar.
Genel kabul gören bir lezzet. Kurallara uygun hazırlanma koşulları.
Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin de varmış böyle bir hizmeti. Ancak Özarslan, kendi yaptıkları fırın ve kafe konusunda çok iddialı.
Yerel yönetimlerde yarış, keşke bu tür yarışlara dönüşse... Ve diğer belediyelerimiz de çölyak hastalarına yönelik benzer çalışmalar yapsa