Türkiye'nin yıllardır ardındaki sır perdesini aralamaya çalıştığı Gülistan Doku soruşturmasında dönüm noktası sayılabilecek yeni bir operasyona imza atıldı. Adalet ve İçişleri Bakanlıklarının ortak koordinasyonuyla yürütülen çalışmalar kapsamında, geride kalan yıllara rağmen iz sürülmeye devam ediliyor. Güncel teknolojik imkanlar, gelişmiş adli tıp teknikleri ve yeni elde edilen deliller ışığında dosya yeniden ele alındı.
Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet Başsavcılıklarının talimatıyla, emniyet ve jandarma birimlerinin ortaklaşa gerçekleştirdiği operasyon, soruşturmada 5. dalga olarak kayıtlara geçti. Yapılan titiz incelemelerde, genç kızın kaybolduğu gün görüldüğü köprü güzergahındaki Plaka Tanıma Sistemi (PTS) verileri ve HTS iletişim kayıtları yeniden mercek altına alındı. Soruşturma derinleştirildikçe, olay anına ve sonrasına dair çarpıcı detaylara ulaşıldı.
Elde edilen bulgular arasında, Gülistan Doku'nun kayboluşunun hemen ardından sosyal medya hesabına gerçekleştirilen şüpheli erişimler dikkat çekti. Bununla birlikte, su altı arama çalışmalarında tutulan resmi tutanaklar ile adli makamlardan gizlendiği belirlenen dalgıç defterindeki kayıtların birbiriyle uyuşmadığı ortaya çıktı. Soruşturmayı yürüten birimler, genç kıza ait bazı kişisel eşyaların, intihar süsü vermek veya bu ihtimali güçlendirmek amacıyla su altına sonradan yerleştirilmiş olabileceği ihtimali üzerinde yoğunlaşıyor.
Yetkililer, aradan kaç yıl geçerse geçsin adalet terazisinin şaşmayacağını ve hiçbir faili meçhul dosyanın rafta kalmayacağını vurguluyor. Bilim ve teknolojinin tüm imkanlarının seferber edildiği soruşturmaların ucu nereye giderse gitsin gerçeğin gün yüzüne çıkarılacağı ve sorumluların yargı önünde hesap vereceği belirtiliyor.