Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Girne açıklarında meydana gelen ve büyük bir faciaya dönüşen feribot kazasından sağ kurtulmayı başaran yolcular, dehşet dolu dakikaları ve felakete giden süreci anlattı. Girne ile Taşucu arasında sefer yapan ve yüzlerce yolcuyu taşıyan deniz taşıtı, kıyıya yaklaşık iki kilometre mesafede henüz belirlenemeyen bir nedenle alabora olarak sulara gömüldü.
Kaza sonrasında karaya çıkmayı başaran kazazedeler, yaşananların sıradan bir kaza olmadığını, adeta göz göre göre gelen bir ihmaller zinciri olduğunu öne sürdü. Yolcuların aktardığı bilgilere göre, feribot henüz seferdeyken alt bölümlerinden su almaya başladı. Durumu fark eden dikkatli yolcular durumu hemen mürettepata bildirdi ancak iddiaya göre görevlilerden son derece umursamaz bir yanıt aldılar. Görevlilerin yolculara, "Siz bu sulara alışkın değilsiniz, biz alışkınız, hiçbir şey olmaz" diyerek endişeleri hiçe saydığı belirtildi.
Su seviyesinin tehlikeli boyutlara ulaşmasına ve içerideki koltukların kırılmasına rağmen kaptanın rotadan sapmadığı ve seyre devam ettiği iddia edildi. Yolcular, geminin ön kısmında aniden büyük bir gürültüyle patlama meydana geldiğini, bu sırada ne bir can yeleği dağıtıldığını ne de herhangi bir tahliye anonsu yapıldığını savundu. Bilet kesen görevliler dahil mürettebatın tehlikeyi fark eder etmez arka tarafa kaçarak kendi canlarını kurtarmaya çalıştığı, yolcuları ise kaderine terk ettiği öne sürüldü.
Suların gemiyi tamamen doldurmasıyla birlikte içerideki basınçtan dolayı camların patladığı, patlayan camların yolcuların yüzünü kestiği ve ortalığın can pazarına döndüğü ifade edildi. Özellikle çocukların ve yaşlı kadınların koltukların altına sıkışarak dışarı çıkamadığı, içeride mahsur kalanların yaralandığı belirtildi. Yaklaşık 20 dakika gibi kısa bir süre içinde tamamen sulara gömülen gemiden kendi imkanlarıyla arka kapıdan atlayarak kurtulan yolcular, sefer öncesindeki hava muhalefetine de dikkat çekti. Bir yolcu, seyahatten bir gün önce bölgede kasırga yaşandığını ve dalgaların kıyıya vurduğunu belirterek yetkililere "Bu gemiyi yine de yollayacak mısınız?" diye sorduğunu, görevlilerin ise "Evet, yollayacağız" diyerek tehlikeyi göze aldıklarını söyledi.