Filistin Devlet Başkanlığı, Mescid-i Aksa'nın tarihi ve dini statüsüne ilişkin çok sert ve net bir açıklama yayınladı. Mescid-i Aksa'nın geçmişte ateşe verilmesinin yıl dönümü vesilesiyle yapılan resmi değerlendirmede, kutsal mekanın İslam alemi için taşıdığı hayati öneme dikkat çekildi.
Yayınlanan bildiride, Mescid-i Aksa'nın Kudüs'ün Arap ve İslami kimliğinin en temel sembolü olduğu ifade edilerek, bu durumun asla değiştirilemeyeceği belirtildi. Kutsal mabedin 144 dönümlük arazisinin tamamıyla birlikte sadece Müslümanlara ait münhasır bir ibadet alanı olduğunun altı çizildi.
Açıklamada, son dönemde artan ihlallere de geniş yer ayrıldı. Fanatik Yahudi grupların baskınları, Talmudik ritüel girişimleri ve tarihi mekanda ibadet edenlere getirilen kısıtlamaların büyük bir tehlike arz ettiği vurgulandı. Filistin makamları, Mescid-i Aksa'nın tarihi ve hukuki statüsünün korunması gerektiğini belirterek, bu mabedin kimliğini hedef alan her türlü müdahaleyi kesin bir dille reddettiklerini kaydetti.
Tarihi hafızalara kazınan 1969 yılındaki felaket de hatırlatıldı. 21 Ağustos 1969 tarihinde Avustralya uyruklu bir fail tarafından çıkarılan yangında, Selahaddin Eyyubi'nin tarihi minberi dahil olmak üzere Kıble Mescidi'nin önemli bir bölümü zarar görmüştü. O dönem yaşanan olay ve faillerin akıbeti, kutsal mekanların güvenliği konusundaki hassasiyetin bugün de en üst seviyede tutulmasını gerektirdiğini bir kez daha gözler önüne seriyor.