Filistin Devlet Başkanlığı, Mescid-i Aksa'nın 1969 yılındaki kundaklama olayının yıl dönümünde çok sert ve net bir bildiri yayımladı. Tarihi mabedin Filistin halkı için ulusal ve dini mücadelenin merkezinde yer aldığını belirten yetkililer, Kudüs'ün Arap ve İslami kimliğinden asla taviz verilmeyeceğinin altını çizdi. Açıklamada, tüm provokasyon ve ihlallere rağmen bu kutsal mekanın statüsünün savunulacağı kararlılıkla ifade edildi.
Bildiride, Mescid-i Aksa'nın 144 dönümlük arazisiyle bir bütün olduğu vurgulanarak şu ifadelere yer verildi: 'Mescid-i Aksa, yalnızca Müslümanlara ait mübarek bir ibadetgahıdır. Bu alanın tarihi, hukuki ve dini statüsüne yönelik her türlü müdahale peşinen reddedilmektedir.' İsrail makamlarının ve fanatik grupların mabede yönelik baskınları, Talmudik ayin girişimleri ve bölgedeki Müslümanların ibadet özgürlüğünü kısıtlayan uygulamalarının tehlikeli boyutlara ulaştığına dikkat çekildi.
Tarih sayfaları 21 Ağustos 1969'u gösterdiğinde, Avustralya uyruklu Michael Dennis Rohan tarafından Mescid-i Aksa'da çıkarılan yangın, İslam dünyasında derin yaralar açmıştı. Çıkan felakette Kıble Mescidi'nin doğu kanadı tamamen kül olmuş, özellikle İslam tarihinin en değerli yadigarlarından biri olan Selahaddin Eyyubi'nin tarihi minberi de bu faciada ağır hasar alarak yanmıştı. Olayın ardından yakalanan saldırgan, İsrail mahkemeleri tarafından akli dengesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle serbest bırakılmış ve memleketine gönderilmişti.