Erzurum'un Aziziye ilçesine bağlı kırsal Söğütlü Mahallesi'nde yaz mevsiminin kendini göstermesiyle birlikte besiticiler için yoğun bir mesai başladı. Bölgedeki yaylalarda sürdürülen faaliyetlerin başında, hayvancılıkta 'kuzu' veya 'toklu' kırkımı olarak adlandırılan geleneksel süreç geliyor. Hayatlarının ilkbahar aylarını geride bırakıp 3 ila 6 aylık olgunluğa erişen kuzular, yaz sıcaklarından korunmak ve dış parazit riskine karşı sağlıklarını korumak amacıyla kırkılıyor.
Hayvanların sağlığı açısından büyük önem taşıyan bu operasyon, titiz bir planlama gerektiriyor. Üşütme ve hastalanma riskini ortadan kaldırmak için özellikle yağmursuz ve sıcak günler tercih edilirken, kırkım günü kuzuların nefes darlığı yaşamaması adına besleyiciler tarafından aç bırakılıyor. Yaylalardaki mesaide ise hem asırlık el aletleri hem de modern teknolojiler yan yana kullanılıyor. Geleneksel 'kırklık' adı verilen el makasları ile elektrikli profesyonel kırkım makineleri eş zamanlı olarak iş başında.
Kuzuların derilerinin son derece ince ve hassas yapıda olması, yetiştiricileri azami dikkat göstermeye zorluyor. Hayvanların zarar görmemesi için büyük bir özenle yürütülen bu süreçte, hayatlarında ilk kez kırkımla tanışan kuzular makine sesinden ve yakalanıp yatırılmaktan dolayı kısa süreli korku ve heyecan yaşıyor. Bir kuzunun kırkım işlemi, hayvanın yapısına ve duruşuna bağlı olarak ortalama 10 ila 15 dakika sürüyor.
Geçmiş yıllarda tekstil sektörünün ve ev eşyası üretiminin vazgeçilmez hammaddelerinden biri olan kuzu yünü, günümüzde eski cazibesini tamamen yitirmiş durumda. Ergin koyun yününe kıyasla çok daha ince, yumuşak, esnek ve temiz yapısıyla bir zamanlar yastık, yorgan gibi ev gereçlerinin ana malzemesi olan kuzu yünü, sentetik dolgu ve elyaf malzemelerin yaygınlaşmasıyla birlikte rağbet görmez oldu.
Bölgede hayvancılıkla uğraşan üreticiler, günümüzde bu değerli malzemenin eskisi gibi alıcı bulamadığını vurguluyor. Elde edilen yünlerin büyük bir kısmı artık değerlendirilemiyor; sadece geleneksel yöntemleri sürdürmekte ısrarcı olan komşulara ve tanıdıklara cüzi miktarlarda veriliyor. Değer görmeyen ve talep kalmayan yünlerin kalan büyük kısmı ise maalesef imha edilmek zorunda kalıyor.