“Sorumluluğu olan kim varsa bunlardan hukuk önünde hesap sorulacaktır. Bu konuda en küçük bir tereddüt olmamalıdır.” Fon krizinde Adalet Bakanı Akın Gürlek’in verdiği mesaj şu: “Vatandaşlarımızın birikimlerinin birtakım kişi ve yapılar tarafından istismar edilmesine asla müsaade etmeyeceğiz.” Peki bu ilkeler, bu mesajlar lafta mı kaldı?.Fon vurgununda adı geçen AK Parti’nin önemli ismi Fatma Betül Sayan Kaya istifa etmek zorunda kalmazdı.
Ve Kaya’nın malvarlıklarına tedbir konmazdı. Fatma Betül Sayan Kaya olayında sadece “Erdoğan’ın ilkesi / Gürlek’in mesajı” hayata geçmiş olmadı.
AK Partililer de bu olayda iyi bir sınav verdi. AK Parti’nin içinde / yanında / yöresinde yer alanların tutumlarına baktığımızda şunları gördük: - Olayı geçiştirmediler...
Kaya’nın istifa etmesi gerektiğini söylediler. - “Asla yapmamıştır” demediler... Kaya’nın hesap vermesini istediler. - Konuyu kapatmadılar...
Kaya’nın üzerine üzerine gittiler. AK Parti...
Varlığını da enerjisini de dinamizmini de koruyacaksa... İşte bu ilkeye, bu mesaja, bu tutuma bağlı kalarak koruyacak.
FATMA Betül Sayan Kaya, Birleşmiş Milletler için New York’a gelen heyet arasındaydı. Kaya’nın istifa etmek zorunda kalması şunu gösterdi: Herhangi bir kimseye herhangi bir koruma sağlamaz.
İLKENİN GEÇERLİLİĞİNİ ANLATAN BİR FOTOĞRAF Erdin Özel, fon vurgununun kilit isimlerinden. Daha önce hakkında yurtdışına çıkış yasağı uygulanmıştı.
Bu fotoğraf da gözaltına alınmasının fotoğrafı. Erdin Özel, bir ara AK Parti’de görev yapmış.
Bu yüzden belki de kendini dokunulmaz sanıyordu. Ancak “sorumluluğu olan kim varsa bunlardan hukuk önünde hesap sorulacak” ilkesi, burada da işledi.
Yani bu fotoğraf da ilkenin işlediğinin bir kanıtı. KENDİ taraflarına yönelik iddialar söz konusu olduğunda...
İddialar iftira / Olay siyasi / Kuruş çalınmadı / Bizimkiler tertemiz / İtirafçılar yalancı. Karşı tarafa yönelik iddialar söz konusu olduğunda...
Amma götürmüşler / İstifa yetmez / Bunların hepsi böyle / İddialar doğru / Hepsi hırsız. Yürüttükleri kampanyanın yeterince ses getirmemesi...
İki tutum arasındaki devasa fark nedeniyledir. BİRLEŞMİŞ Milletler toplantısı için gittiği New York’ta bir saniyesini boş geçirmedi Erdoğan.
İkili görüşmeler, temaslar, toplantılar, genel kurul konuşması, iş insanlarıyla buluşma... Basın toplantısı bittiğinde Hasan Doğan’a dönüp... “Bitti mi işimiz Hasan?.Artık dönebilir miyiz Türkiye’ye” dedi.
Hasan Doğan, “Katılmamız gereken bir etkinlik daha var efendim. Bizim buradaki Türk derneklerinin bir etkinliği” diye yanıtladı Erdoğan’ı.
Öyle yorulmuştu ki üç günün sonunda Erdoğan. Sonra zar zor kalktı ve o etkinliğe gitti.
Erdoğan’ın üç gününe baktığımda gördüğüm şudur: Bir tarafta bu çaba var, bu gayret var, bu emek var, bu yorgunluk var. Bir tarafta ise bütün bunları hiçe sayan bir doyumsuzluk var. “Erdoğan’ın yükünü almıyorlar” diye bir eleştiri sürekli gündemdedir.
Bırakın yük almayı, nefislerine sahip çıksalar yeter. HÜRRİYET’in birinci sayfasında haberini vermiştik Osman’ın.
Büyükelçi Ali Davutoğlu, Tanzanya Büyükelçisi iken.... Minder güreşçisi Osman, yağlı güreş olgusuyla tanışınca... “Aman Allah’ım, bu ne güzel şey” diyerek yağlı güreş meydanına attı kendisini.
Çok kısa sürede yağlı güreş çayırlarının maskotu oldu Osman. Eski yağlı güreşçilerden meşhur Arap Osman’ın yolunu sürdürüyor küçük Osman.
En son Cumhurbaşkanı Erdoğan ile de tanıştı Osman. Tanışma sırasında Erdoğan ile Osman çok iyi anlaştı.
Biz Osman’ı daha çok konuşacağız, daha çok seveceğiz, daha çok sempatik bulacağız