İstanbul'un fethine kadar geçen 916 yıllık sürede kilise olarak hizmet veren ve 1453 yılında Fatih Sultan Mehmet'in vakfıyla camiye dönüştürülen Ayasofya, Türkiye Cumhuriyeti döneminde 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla müzeye çevrilmişti. Uzun yıllar müze statüsünde kalan yapı, Sürekli Vakıflar Tarihi Eserlere ve Çevreye Hizmet Derneğinin açtığı dava sonucunda 10 Temmuz 2020'de yeni bir döneme adım attı. Danıştay 10. Dairesinin 1934 tarihli kararı oy birliğiyle iptal etmesinin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzaladığı kararnameyle Ayasofya yeniden ibadete açıldı.
Yarım asrı aşan bir sürenin ardından, 24 Temmuz 2020 tarihinde kılınan ilk cuma namazı ile asli hüviyetine kavuşan Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi, hem yurt içinde hem de İslam aleminde büyük bir coşku ve sevinçle karşılandı. İstanbul Müftü Yardımcısı Arif Cevlek, bu tarihi dönüşümün yıllardır "Ayasofya açılsın" beklentisi içinde olan milyonların yüreğine su serptiğini belirterek, yapının fethin en büyük sembolü olduğuna dikkat çekti.
İbadete açıldığı günden bu yana yerli ve yabancı turistlerin akınına uğrayan Ayasofya, sadece bir ibadethane olarak değil, aynı zamanda zengin tarihi ve mimari dokusuyla da milyonları ağırlıyor. Yapılan resmi açıklamalara göre, yeniden ibadete açıldığı günden bu yana Ayasofya'yı ziyaret edenlerin sayısı 30 milyonu geride bıraktı. Ziyaretçi yoğunluğunun kesintisiz devam ettiğine işaret eden yetkililer, özellikle Özbekistan, Malezya ve Endonezya gibi ülkelerden gelen umre ziyaretçilerinin rotalarına İstanbul ve Ayasofya'yı da eklediklerini, Uzak Doğu ile Orta Asya'dan gelen turist sayısında belirgin bir artış yaşandığını ifade etti.
Ayasofya'nın manevi atmosferinden etkilenen birçok yabancı ziyaretçinin İslamiyet'i seçtiğine dikkat çeken Arif Cevlek, her gün benzer ihtida olaylarına şahitlik ettiklerini dile getirdi. Öte yandan, Fatih Sultan Mehmet'in vakfiyesi doğrultusunda camide yıl boyunca hadis ve irfan dersleri veriliyor, her gün hatim okunuyor ve cuma günleri geleneksel mukabeleler sürdürülüyor. Diyanet İşleri Başkanlığı rehberleri ise yabancı turistlere İslam'ı ve yapının tarihini anlatarak rehberlik hizmeti veriyor.
Tarihi yapının güvenliği ve geleceğe taşınması amacıyla yürütülen kapsamlı restorasyon çalışmaları titizlikle devam ediyor. Restorasyon sürecinde ziyaretçi güvenliği ön planda tutulurken, çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte aynı anda ağırlanabilecek ziyaretçi kapasitesinin daha da artması bekleniyor. Temizlik, güvenlik ve rehberlik hizmetleri için yüzü aşkın personelin görev yaptığı Ayasofya, dünyadan gelen misafirlerini kusursuz bir şekilde ağırlamaya devam ediyor.