Türkiye Uluslararası İslam, Bilim ve Teknoloji Üniversitesi'nde gerçekleştirilen kapsamlı bir panelde, tarihin en önemli simgelerinden biri olan Ayasofya tüm yönleriyle ele alındı. İletişim Başkanlığı Basın ve Yayın Dairesi Başkanı Dr. Zeynep Zelan'ın moderatörlüğünü üstlendiği "Fethin Nişanesi, Medeniyetin Kalbi: Çağları Aşan Mabet Ayasofya" başlıklı program, alanında uzman isimleri bir araya getirdi.
Panelde konuşan 64. Hükümet Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal, Ayasofya'nın yeniden ibadete açılmasının tarihsel bir dönüm noktası olduğunu belirtti. Osmanlı Devleti'nin fetih anlayışının sömürü üzerine kurulmadığını, aksine adaleti tesis etmeyi amaçladığını vurgulayan Ünal, Ayasofya'nın bu adalet anlayışının ve medeniyetin en somut nişanesi olduğunu ifade etti. Siyasetin millet iradesini karara dönüştürme cesaretine dikkat çeken Ünal, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu tarihi sorumluluğu üstlendiğini kaydetti.
Programda söz alan Türkiye Uluslararası İslam, Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Görmez ise Ayasofya'nın yıllarca süren özlemin ardından yeniden ezan sesleriyle buluşmasının önemine değindi. Fatih Sultan Mehmet'in yapıyı bir ganimet olarak değil, gelecek nesillere bırakılacak kutsal bir emanet olarak gördüğünü belirten Görmez, mabedin sadece namaz kılınan bir alan olarak kalmaması, aynı zamanda ilim, hikmet ve medeniyet merkezi olarak da ihyasının gerekliliğine işaret etti.
Araştırmacı yazar Tufan Gündüz ise Ayasofya'nın tarihi dönüşümlerine ve Türk-İslam hukuku açısından taşıdığı değere odaklandı. Yapının yüzyıllar boyunca geçirdiği dini ve kültürel evrelere dikkat çeken Gündüz, 1453 yılından bu yana Ayasofya'nın ibadethane olma niteliğini koruduğunu ve hem Osmanlı'nın hem de Türkiye Cumhuriyeti'nin egemenlik sembollerinden biri olduğunu dile getirdi. Etkinlik, katılımcıların yoğun ilgisi ve yapılan değerlendirmelerin ardından sona erdi.