Dünya mimar tarihinin en önemli yapıtları arasında gösterilen ve milyonlarca yerli ile yabancı turistin akın ettiği Ayasofya-i Kebir Camii'nde yürütülen Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı koruma, restorasyon ve güçlendirme çalışmalarında kritik bir eşik daha geride bırakılıyor. Yapının en hassas noktalarından biri olan ana kubbede hayata geçirilecek kapsamlı çalışmaların güvenli, kesintisiz ve sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi amacıyla kurulan geçici çelik çatı, yüksek güvenlik standartlarına sahip özel brandalarla kapatılmaya başlandı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü koordinesinde yürütülen projede, alanında uzman akademisyenler ve koruma uzmanlarından oluşan Bilim Heyeti'nin rehberliğinde titiz bir süreç izleniyor. Yapılan detaylı analizler sonucunda kubbenin kurşun örtüsünün onarılması ve taşıyıcı sistemlerinin güçlendirilmesi gerektiği tespit edilmişti. Bu doğrultuda, dış yüzeydeki yenileme çalışmaları ile iç kısımdaki eşsiz mozaik süslemelerin konservasyon süreçlerinin bütüncül bir şekilde yürütülmesi planlandı.
Restorasyon faaliyetlerinin mevsimsel hava şartlarından olumsuz etkilenmemesi ve tarihi dokunun zarar görmemesi için Bilim Heyeti'nin kararıyla kurulan geçici çelik konstrüksiyonun üzeri kaplanıyor. Seçilen koruyucu brandanın, kubbenin tarihi görünümüyle uyum sağlaması amacıyla gri tonlarında tasarlandığı ve aynı zamanda olası yangın risklerine karşı en yüksek güvenlik standartlarını taşıyan alev yürütmez malzemeden üretildiği bildirildi. Mühendislik hesaplamaları rüzgâr yükü ve yapı dengesi gözetilerek titizlikle tamamlanan bu geçici örtü sayesinde, hem uzmanların çalışma ortamı güvenli hale getiriliyor hem de paha biçilemez mozaikler koruma altına alınıyor.
Öte yandan, Fatih Sultan Mehmet Han'ın emaneti olan ve İstanbul'un fethinin en büyük nişanesi kabul edilen Ayasofya'nın yeniden asli hüviyetine kavuşarak ibadete açılışının 6. yıl dönümüne denk gelen bu süreçte, yetkililer çalışmaların ibadet ve ziyaretleri hiçbir şekilde aksatmayacağını vurguladı. Tarihi yapının özgün dokusuna ve malzeme bütünlüğüne sadık kalınarak sürdürülen bu devasa restorasyon hamlesiyle, medeniyet mirasının gelecek nesillere en sağlam şekilde aktarılması hedefleniyor.