Antalya'nın kalbi niteliğindeki tarihi Kaleiçi bölgesinde yer alan ve geçmişi yaklaşık 2 bin yıl öncesine uzanan Hıdırlık Kulesi çevresindeki kapsamlı çalışmalar nihayet tamamlandı. Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde, ilgili koruma kurullarının onay ve denetiminde hayata geçirilen arkeolojik kazı ve seyir terası projesi sayesinde, kentin derin köklerini gözler önüne seren benzersiz kalıntılar gün yüzüne çıkarıldı. Uzman arkeologların titiz çalışmalarıyla ortaya çıkan bu tarihi hazineler, artık hem yerli hem de yabancı ziyaretçilerin yakından inceleyebileceği bir cazibe merkezi haline geldi.
Yürütülen kazı faaliyetleri sırasında milattan önce 2'nci yüzyıla tarihlenen ve bölgede görev yapan bir vali onuruna inşa edildiği değerlendirilen görkemli bir anıt mezar tespit edildi. Bunun yanı sıra erken Bizans döneminde dini ibadethane yani şapel olarak kullanıldığı düşünülen yapılar, eşsiz mozaikli alanlar ve özellikle yunus balığı figürleriyle süslenmiş yazıtlı mozaikler arkeoloji dünyasında heyecan yarattı. Bölgede ayrıca iki adet antik hamam kalıntısı, sütunlu mimari yapılar, kentin simgelerinden Hadrian Kapısı'na kadar uzandığı tahmin edilen Roma dönemine ait görkemli bir cadde ve Cumhuriyet döneminin ilk yıllarına ait bir buz fabrikasının kalıntıları da kayıt altına alındı.
Tarih boyunca pek çok farklı medeniyete ev sahipliği yapan Hıdırlık Kulesi, kendine has mukavemetli yapısı sayesinde Bizans İmparatorluğu döneminde kentin savunma hatlarına entegre edilerek surlarla birleştirildi. Selçuklu Türkleri döneminde bir kasr olarak işlev gören yapı, Osmanlı İmparatorluğu döneminde ise stratejik bir askeri depo olarak değerlendirildi. Yüzyıllar boyunca Antalya Körfezi'nden geçiş yapan gemilerin güvenle gözetlenmesinde kritik bir rol üstlenen kule, geçirdiği kapsamlı restorasyon ve konservasyon süreçlerinin ardından bugünkü ihtişamına kavuştu.
Temmuz ayında kapılarını ziyaretçilere açan Hıdırlık Kulesi ve çevresindeki yeni düzenleme, Akdeniz'in masmavi sularına bakan falezlerin üzerinde benzersiz bir seyir deneyimi sunuyor. Ziyaretçiler bir yandan binlerce yıllık antik kalıntılar arasında yürüyüş yaparken, diğer yandan Akdeniz'in eşsiz manzarasını fotoğraflama imkanı buluyor. Kısa süre içinde kentin en popüler turistik rotalarından biri haline gelen bölge, Antalya'nın turizm potansiyeline taze bir soluk kazandırdı.