Nöroloji Uzmanı Doç. Dr.
Ülkü Figen Demir, Alzheimer hastalığına özgü bazı değişikliklerin kişinin günlük yaşamında herhangi bir belirti ortaya çıkmadan yıllar önce başlayabildiğini belirtti. Alzheimer, günlük yaşamda belirgin bir unutkanlık ortaya çıkmadan çok daha önce başlayan bir süreç olabiliyor. Beyinde hastalıkla ilişkili bazı değişiklikler belirtilerden 10-20 yıl önce başlayabilirken, kan biyobelirteçleri gibi yeni yöntemler, hastalığın daha erken dönemde anlaşılmasına yönelik önemli gelişmeler arasında yer alıyor.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Demir, Alzheimer'ın yalnızca ileri yaşlarda ortaya çıkan bir unutkanlık olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, beyin sağlığının korunması ve risk faktörlerinin yönetilmesinin uzun vadede önem taşıdığını ifade etti. Söz konusu hastalığa özgü bazı değişikliklerin kişinin günlük yaşamında herhangi bir belirti ortaya çıkmadan yıllar önce beyinde başlayabildiğini aktaran Demir, "Bu dönemde beta-amiloid ve tau adı verilen proteinlerle ilişkili değişiklikler gelişebiliyor.
Ancak beyinde bu tür değişikliklerin bulunması, kişinin mutlaka Alzheimer hastalığı geliştireceği anlamına gelmez. Hastalığın gelişiminde yaş, genetik özellikler ve değiştirilebilir risk faktörlerinin birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Bu nedenle Alzheimer konusunda yalnızca unutkanlığın başlamasını beklemek, doğru bir yaklaşım değil" değerlendirmesini yaptı. Alzheimer hastalığının erken tanısında son yıllarda kan testlerinin önemli bir araştırma alanı haline geldiğine değinen Demir, şunları kaydetti: "Özellikle 'p-tau217' adı verilen biyobelirteç, bilim dünyasında dikkati çekiyor.
Bu biyobelirteç, Alzheimer hastalığında beyinde meydana gelen tau proteini değişiklikleri hakkında bilgi sağlayabiliyor. Araştırmalar, kandaki p-tau217 düzeyleri ile Alzheimer hastalığına özgü beyin değişiklikleri arasında yakın ilişki bulunduğunu gösteriyor.
Geçmişte bu tür biyolojik değişiklikleri değerlendirmek için beyin-omurilik sıvısı incelemesi veya PET gibi daha zor ve maliyetli yöntemlere ihtiyaç duyulabiliyordu. Kan testleri, gelecekte erken değerlendirmeyi kolaylaştırabilecek önemli araçlardan biri olabilir." Demir, söz konusu gelişmelerin Alzheimer'ın önceden anlaşılmasına yönelik kesin yanıtlar vermediğini, kişinin yakınmalarının, nörolojik değerlendirmenin ve gerekli görüldüğünde diğer incelemelerin birlikte ele alınması gerektiğini aktardı.
Özellikle bilişsel işlevlerde günlük yaşamı etkilemeye başlayan değişikliklerin değerlendirilmesinin daha doğru bir yaklaşım olacağına işaret eden Demir, erken tanıya yönelik yeni yöntemlerin klinik değerlendirmeyi destekleyen araçlar olarak görülmesi gerektiğini kaydetti. Beyin sağlığının korunmasında değiştirilebilir risk faktörlerinin önemli bir yere sahip olduğunu vurgulayan Demir, şu değerlendirmelerde bulundu: 'Özellikle yüksek tansiyonun uzun yıllar kontrolsüz kalması, beynin küçük damarlarına zarar verebilir.
Tansiyonun özellikle orta yaşlardan itibaren düzenli takip edilmesi, yalnızca kalp-damar sağlığı açısından değil, bilişsel sağlığın korunması bakımından da önem taşıyor. Yüksek kolesterol ve diyabet gibi diğer risk faktörleri de kontrol altında tutulmalı.
Yaş ve genetik özellikler gibi değiştirilemeyen risklerin yanı sıra günlük yaşam alışkanlıkları da beyin sağlığı üzerinde etkili olabilir.' İşitme kaybının yalnızca yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak görülmemesi gerektiğini belirten Demir, işitme azaldığında kişinin konuşmaları takip etmekte zorlanabileceğini ve sosyal ortamlardan uzaklaşabileceğine dikkati çekerek, işitme kaybının erken fark edilmesinin ve gerekli durumlarda işitme cihazı gibi desteklerin değerlendirilmesinin beyin sağlığının korunmasına katkı sağadığını belirtti. Demir, uyku sırasında beynin gün içerisinde öğrenilen bilgileri düzenlediğini ve metabolik atıkların temizlenmesine yardımcı olan süreçlerin gerçekleştiğini aktararak, şu ifadeleri kullandı: "Uzun süre devam eden uyku bozuklukları, bilişsel sağlık açısından önemli.
Özellikle uyku apnesi gibi sorunların göz ardı edilmemesi gerekiyor. İyi uyumanın Alzheimer hastalığını kesin olarak önlediği söylenemez ancak düzenli ve kaliteli uyku, sağlıklı beyin yaşlanmasının önemli parçalarından biri.
Bu nedenle gece uyku kalitesi de genel sağlık kontrollerinin bir parçası olarak değerlendirilmeli. Düzenli fiziksel aktivite de yalnızca kas ve eklem sağlığı açısından değerlendirilmemeli.
Yürüyüş ve egzersiz, tansiyon, kan şekeri, kilo ve damar sağlığı üzerinde olumlu etkilere neden olur. Fiziksel aktivite, aynı zamanda kişinin sosyal olarak aktif kalmasına ve beyin kanlanmasının desteklenmesine katkı sağlar.
Haftanın çoğu günü düzenli hareket etme, ileri yaşlarda beyin sağlığı açısından değerli bir alışkanlık. Günlük yaşam içerisinde düzenli yürüyüş gibi sürdürülebilir aktiviteler, bu açıdan önemli." Unutkanlığın Alzheimer hastalığı için yeterli tek veri olmadığına dikkati çeken Demir, vitamin eksiklikleri, tiroid hastalıkları, depresyon, uyku problemleri ve bazı ilaçların da unutkanlığa yol açabildiğini hatırlattı.
Demir, unutkanlığın özellikle günlük yaşamı etkilemeye başlaması halinde nedeninin araştırılması gerektiğini belirterek, "Kişinin alışveriş yapmak, para yönetmek, randevularını takip etmek veya günlük işlerini sürdürmek gibi daha önce rahatlıkla yaptığı faaliyetlerde belirgin zorlanmalar yaşamaya başlaması, değerlendirilmesi gereken bir durum. Erken değerlendirme sayesinde yalnızca Alzheimer olasılığını değil, tedavi edilebilir diğer nedenler de ortaya çıkarılabiliyor" ifadelerini kullandı.
Halihazırda Alzheimer hastalığının erken dönemlerinde hastalığın ilerleme hızını azaltmayı amaçlayan yeni tedavilerin bulunduğuna dikkati çeken Demir, şu değerlendirmeleri yaptı: 'Bu tedaviler, kaybedilmiş hafızayı geri getirmez ve hastalığı tamamen ortadan kaldırmaz. Uygun hastalarda hastalığın ilerlemesini yavaşlatmayı hedefleyen tedaviler açısından doğru zamanda değerlendirme yapılması, önemli.
Erken tanı yalnızca tıbbi tedavi açısından değil, kişinin geleceğini planlayabilmesi ve ailesiyle sağlık ve yaşam tercihlerini zamanında konuşabilmesi açısından da önemli. Alzheimer riskinin tamamen ortadan kaldırılması mümkün olmayabilir ancak tansiyon ve kolesterolün kontrol altında tutulması, düzenli hareket edilmesi, sigara kullanılmaması, işitme kaybının ihmal edilmemesi, kaliteli uyku ve sosyal-zihinsel aktivitenin sürdürülmesi gibi adımlar, beyin sağlığına uzun vadeli katkı sağlar.'