Küresel piyasalarda Orta Doğu kaynaklı jeopolitik risklerin tırmanması ve Hürmüz Boğazı'na dair endişelerin artması, petrol fiyatlarını yukarı yönlü tetiklemeye devam ediyor. Enerji piyasalarındaki bu dalgalanma Türkiye'deki akaryakıt fiyatlarını da doğrudan etkilerken, petroldeki her 1 dolarlık artışın ülke ekonomisine faturası yaklaşık 400 milyon doları (19 milyar TL) buluyor. Bu devasa maliyetin doğrudan vatandaşın cebine yansımasını engellemek amacıyla uygulanan ekonomi politikaları hız kesmeden sürüyor.
Hükümetin devreye soktuğu eşel mobil sistemi, akaryakıt fiyatlarındaki artışların enflasyonist etkilerini törpülemek için kritik bir rol üstleniyor. Mart ayından bu yana yürürlükte olan uygulama kapsamında, devlet bugüne kadar yaklaşık 250 milyar TL'lik Özel Tüketim Vergisi'nden (ÖTV) feragat etti. Yıl sonuna kadar bu tutarın toplamda 600 milyar liraya ulaşması öngörülüyor.
Uygulanan mekanizma sayesinde motorindeki ÖTV tamamen sıfırlanmış durumda. Benzinde ise toplam 14 TL 82 kuruşluk ÖTV miktarının 10 TL 59 kuruşluk kısmından vazgeçilmiş olup, henüz 4 TL 23 kuruşluk olası bir zam marjı daha ÖTV'den karşılanabilecek kapasitede bulunuyor. Eğer bu destek mekanizması devreye alınmamış olsaydı, motorinin litre fiyatının 100 TL'yi, benzinin ise 80 TL'yi bulması işten bile olmayacaktı.
Eşel mobil sistemi sayesinde sürücüler cüzdanlarında rahat bir nefes alıyor. 50 litrelik bir depoda motorin için yapılan ÖTV feragati sayesinde yaklaşık 695 TL tasarruf sağlanırken, benzinli araç sahipleri de aynı boyuttaki depoda 529 TL'lik bir avantaja sahip oluyor. Uzmanlar, uluslararası piyasalardaki dalgalanmalar sürdükçe bu tür dengeleyici mali politikaların vatandaşın alım gücünü korumada hayati önem taşıdığını belirtiyor.