AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, basına kapalı gerçekleştirilen MYK toplantısının ardından açıklamalarda bulunuyor. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, basına kapalı gerçekleştirilen MYK toplantısının ardından açıklamalarda bulunuyor.
Çelik'in açıklamalarının satırbaşları şöyle: "Geçtiğimiz günler son derece önemliydi.12 Eylül'ün, darbenin yıl dönümüydü. Halen darbelerin siyasi hayatımızda, toplumsal hayatımızda açtığı yaraların tamamen kapandığını söyleyemeyiz. "Geçtiğimiz günler son derece önemliydi.12 Eylül'ün, darbenin yıl dönümüydü.
Halen darbelerin siyasi hayatımızda, toplumsal hayatımızda açtığı yaraların tamamen kapandığını söyleyemeyiz. Maalesef darbeler milleti korumak için verilmiş silahın millete doğrultulması gibi ahlaki açıdan da siyasi açıdan da tamamen gayrimeşru organizasyonlardır. 12 Eylül 'ün Türkiye'de bıraktığı en büyük hasarlardan bir tanesi anayasadır.
Halen siyasetin önünde yeni bir anayasa yapma ödevi vardır. Bu gelecek nesillere karşı borcumuzdur.
Mesele sadece anayasanın maddelerinin yenilenmesi, anayasanın tekrar ele alınması meselesi değildir. Öznesinin doğrudan millet olduğu bir anayasanın yapılmasıdır.
Vesayetin, darbeciliğin gölgesinde gerçekleşmiş bir anayasal atmosferin tümüyle ortadan kaldırılması meselesidir. Bu demokrasimizin önünde, siyasetin önünde büyük bir ödev olarak, tarihi sorumluluk olarak durmaktadır.
Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge bağlamında pek çok oluşumun silah bırakması, devlet dışı güçlerin devlet otoritesine tabi olması hususunda çok akından takip ediyoruz. Irak Başbakanı'nın yaptığı açıklama önemli.
Irak hükümetinin otoritesi altında bir entegrasyon içine girecek olmaları son derece önemli. Devlet unsurları dışında kimsede silah olmaması, silahlı grupların tek merkezde devlet otoritesinin altında toplanması, orada yaşayan insanların hakkının korunması son derece önemli.
Terör unsurlarının yanı sıra merkezkaç unsurlar var. Bölgede başka güçler tarafından sık sık kullanıldığını görüyoruz.
Toprak bütünlüğü korunmuş, devlet egemenliği tesis edilmiş siyasi konumları güçlü komşular istiyoruz. Emperyalist ve Siyonist olan odaklar orduların dağılması, toprak bütünlüğünün zedelenmesini arzu ediyorlar.
Bazı ülkeler kendi güvenliklerinin garantisi olarak komşu ülkelerin zayıf olmasını arzu ederler. Biz ise bunun tam tersini düşünüyoruz.
Toprak bütünlüklerinin korunması herkes için iyidir. Bu prensiplere, devlet egemenliğinin korunması ilkesine saygı duymak barışı korumanın alfabesi olarak ele alınmalıdır.
Bu kadar türbülansın içerisinde arzu edilmesi istenmeyen şey Ege ve Doğu Akdeniz'de birtakım provokasyonların ortaya çıkmasıdır. Diplomasiye vurgu yapmamız herhangi bir şekilde zaaf olarak algılanmamalıdır.
Masada ve sahadaki gücümüzün farkında olarak hiç kimse için gereksiz maliyetler ortaya çıkmasın diye bu hassasiyetimizi vurguluyoruz. Bize bu yolla kim mesaj tebliğ etmeye kalkarsa bu mesajı kabul etmeyeceğimizi net bir şekilde ifade ediyoruz.
Türkiye'nin diplomasiye, müzakereye verdiği önem, uluslararası sorunların çözümünde, kurallı uluslararası sisteme yaptığı vurgu herkes için bir şanstır, bu bir zaaf değildir. Hiç kimse Ege ve Doğu Akdeniz'i ve genel olarak çeşitli bölgelerde sorunları iç siyasetin parçası haline getirme gibi bir tavra girmemelidir.
Bu silah ambargosu kararı adada hiç kimsenin krizi tırmandırmaması için adadaki dengelerin bozulmaması için, buradaki müzakerelerin başka zeminlere kaymaması için koruyucu önlem ifade ediyor. ABD'nin Güney Kıbrıs'a yönelik silah ambargosunu kaldırması ve yeniden 1 yıl süreyle uzattığını açıklaması doğru bir karar olmamıştır.
KKTC'nin egemenliği ve Kıbrıs Türk davasının ilkeleri doğrultusunda kararlı duruşumuz daha da pekişerek devam edecektir. Garantör ülke olarak Türkiye Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin meşru haklarını koruması için her zaman mücadelesini verecektir.
Yapay zeka kurumlarının, liderlerinin yaptığı açıklamalar son haftalarda yoğunlaştı. Kötü amaçlı faaliyetler denilebilecek yapay zeka unsurlarının kendi aralarında örgütlenerek, biyolojik silah üretmekten pek çok çıktıya kadar insanlığı tehdit ettiğine dair çok sayıda uyarı var.
Dünyanın en büyük krizleri belli ülkeleri belli blokları tehdit etmiştir. Yapay zeka ile ilgili yapılan uyarılar bütün insanlığı tehditle karşı karşıyadır.
Bu konuda çalışanlardan yapay zeka çalışmalarının yavaşlatılması, prensiplerinin doğru şekilde belirlenmesi açısından güçlü çağrılar gelmeye devam ediyor. Gazze'de yapay zekanın kullanımına dair bilgiler çıkmıştı.
Yapay zekanın kendisini üreten insanlardan bağımsız olarak hareket ettiği, silah üretmeye çalıştığı, insanın kontrolünden çıkmaya dönük birtakım zeminler oluşturmaya dahil çok yönlü açıklamalar geliyor.