Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde bulunan ve coğrafi yapısıyla asırlardır merak uyandıran Durupınar oluşumunda, dünyanın dikkatini çeken kapsamlı bir bilimsel araştırma yürütülüyor. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü'nden Prof. Dr. Cenker Atila'nın koordinatörlüğünde gerçekleştirilen projeye, ABD merkezli Noah’s Ark Scans kurumu da teknik destek sağlıyor. Beş farklı ülkeden yaklaşık 20 bilim insanı ve öğrencinin omuz omuza verdiği uluslararası çalışmalarda, bölgenin sırrını çözmek için son teknoloji cihazlar kullanılıyor.
Saha araştırmaları kapsamında hassas GPS ölçümleri, iki ve üç boyutlu dijital modellemeler, yüksek çözünürlüklü yer altı radarı taramaları ve karot sondaj yöntemleri devreye sokuldu. Araştırma ekibi, toprağın metrelerce altına inerek bölgedeki jeolojik yapıyı arkeolojik verilerle harmanlıyor. Bu süreçte en dikkat çekici adımlardan biri, ABD Hava Kuvvetleri tarafından da kullanılan gelişmiş bir radar sisteminin sahaya getirilmesi oldu. Dr. Khosrow Bakhtar liderliğinde gerçekleştirilen bu özel taramalarda, yeraltında dik açılarla kesişen ve düzgün kenarlara sahip çok sayıda gizemli boşluk tespit edildi.
Elde edilen bu anormallikler, bilim dünyasında büyük bir heyecan yarattı. Uzmanlar, yeraltındaki bu düzensiz fakat simetrik boşlukların bir zamanlar devasa bir geminin odalarına veya güvertesine ait olabileceği ihtimalini değerlendiriyor. Proje yürütücüsü Prof. Dr. Cenker Atila, yürütülen çalışmaların her aşamasında şaşırtıcı verilerle karşılaştıklarını vurgulayarak, şu ana kadar elde edilen bulguların bile bölgenin Nuh'un Gemisi olma ihtimalini ciddi oranda güçlendirdiğini ifade etti.
Arkeolojik kazı ve sondaj çalışmaları çerçevesinde yaklaşık bin adet toprak numunesi laboratuvar incelemesine gönderildi. Amaç, bölgedeki organik madde izlerini ve olası ahşap kalıntılarını net bir şekilde tespit etmek. Yapılan ön analizlerde, oluşumun iç kısmındaki karbon miktarının dış bölüme oranla yüzde 40 daha fazla olduğu belirlendi. Bu veri, bölgede geçmişte organik bazlı bir yapının var olmuş olabileceği yönündeki teorileri destekliyor. Dinî kitaplarda ve tarihi metinlerde binlerce yıl önce yaşandığına inanılan Büyük Tufan'ın ardından karaya oturduğu rivayet edilen geminin izleri, modern bilim ve ileri teknolojiyle yeniden aranıyor. Araştırmanın tüm detaylarının ve laboratuvar analiz sonuçlarının önümüzdeki iki ay içinde tamamlanarak uluslararası kamuoyuyla paylaşılması bekleniyor.