ABD Başkanı Donald Trump’ın yaptığı son açıklamalar, Washington ve Londra arasında yeni bir diplomatik gerilimin fitilini ateşledi. Oval Ofis’te basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Trump, Birleşik Krallık’ın Güney Atlantik’teki stratejik noktası Falkland Adaları üzerindeki egemenliğine dair ABD’nin mevcut politikasını değiştirebileceğinin sinyalini verdi. Bir gazetecinin yönelttiği soruya karşılık, dış politikadaki her pozisyonu her an gözden geçirebileceğini belirten Trump, Falkland meselesinin de bu kapsamda değerlendirilebileceğini ifade etti.
Uluslararası kulislerde yankı uyandıran bu hamlenin ardında, Beyaz Saray’ın NATO müttefiklerini savunma bütçelerini büyütmeye zorlama stratejisi yatıyor. Üst düzey bir ABD’li yetkilinin basınla paylaştığı bilgilere göre, Pentagon’un müttefik ülkelerin askeri harcama taahhütlerini incelediği ve bu süreçte özellikle Birleşik Krallık’a odaklandığı belirtildi. Washington yönetimi, Londra’yı savunma bütçesini artırmaya mecbur bırakmak amacıyla Falkland Adaları üzerinde Arjantin lehine bir tutum değişikliğini koz olarak masada tutuyor.
İngiliz tarafı ise iddialara karşı mesafeli ve kararlı bir duruş sergiliyor. Birleşik Krallık Maliye Bakanı John Healey, ülkesinin Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'nın yüzde 3'ünü savunmaya ayırma hedefinden vazgeçmediğini ve bu konudaki yol haritasının ilkbahar aylarında netleşeceğini duyurdu. Washington'ın Arjantin'e destek verebileceği yönündeki iddialardan haberdar olmadığını savunan Healey, "Falkland Adaları Britanya'ya aittir ve bölge halkı istedikçe Britanya'ya bağlı kalmaya devam edecektir" diyerek Londra'nın kararlılığını yineledi.
İki müttefik arasındaki bu gerilimin temelleri aslında geçtiğimiz aylarda sızan istihbarat belgelerine dayanıyor. Nisan ayında ortaya çıkan ve Pentagon'a ait olduğu öne sürülen bazı yazışmalarda, Birleşik Krallık’ın Orta Doğu’daki operasyonlara yeterli desteği vermemesi durumunda ABD’nin Falkland politikasını gözden geçirebileceği iddia edilmişti. Trump’ın geçmişte de NATO üyelerinin askeri harcamalarını yetersiz bulduğu ve Avrupalı müttefikleri sert bir şekilde eleştirdiği biliniyor. Uzmanlar, Washington'ın bu tür jeopolitik baskı araçlarıyla müttefiklerini ekonomik ve askeri anlamda kendi çizgisine çekmeye çalıştığını belirtiyor.