Küresel ekonominin kalbi olan ABD'de kamu borcu tarihte ilk kez 40 trilyon dolar sınırını geride bırakırken, bu devasa borç yükü ve yükselen tahvil faizleri dünya genelinde finans piyasalarını sarsmaya başladı. Son çeyrek asırda yaklaşık 7 katlık korkutucu bir artış kaydeden ABD kamu borcu, federal bütçedeki faiz ödemelerini de rekor seviyelere taşıdı.
ABD Hazine Bakanlığı verilerine göre, 2001 yılında 5.8 trilyon dolar civarında seyreden toplam borç, son yıllardaki hızlı tırmanışıyla 40 trilyon 47 milyar dolara ulaştı. Bu devasa borçlanma dalgası, federal hükümetin yıllık faiz ödemelerini 1.1 trilyon doların üzerine çıkardı. Söz konusu faiz gideri, sağlık harcamalarını geride bırakarak sosyal güvenlikten sonra bütçedeki en büyük ikinci kalem haline geldi. Piyasalar üzerindeki bu yoğun baskı tahvil faizlerini de tetikledi; 30 yıllık Hazine tahvili faizleri 2007'den bu yana görülen en yüksek seviye olan yüzde 5.34'e tırmandı.
ABD Başkanı Donald Trump ise artan borç tartışmalarına ilişkin yaptığı değerlendirmede, ekonomik büyümenin bu krizin üstesinden geleceğini savundu. Borç meselesinin onlarca yıldır var olduğunu hatırlatan Trump, ülkenin kaydettiği muazzam büyüme sayesinde bu sorunun kolaylıkla çözüleceğini dile getirdi.
Avrupa Piyasaları da Domino Etkisiyle Sarsılıyor
ABD tahvil piyasasındaki dalgalanmalar okyanus ötesinde de yankı buldu. Küresel finans sistemindeki ağırlığı nedeniyle ABD'deki borçlanma maliyetleri Avrupa ülkelerini de doğrudan etkiliyor. Almanya'da 10 yıllık devlet tahvili faizleri yüzde 3.275'e yükselerek son 15 yılın zirvesine ulaştı. Uzmanlar, ABD tahvillerindeki arz artışının Avrupa'nın borçlanma maliyetlerini doğrudan yukarı çektiğine dikkat çekiyor.
Diğer yandan, Avrupa İstatistik Ofisi verilerine göre Avrupa Birliği (AB) genelinde kamu borcu 2026'nın ilk çeyreğinde 15 trilyon 705 milyar euroya dayandı. Birlik içinde borcun GSYH'ye oranında Yunanistan yüzde 143.5 ile zirvede yer alırken, mutlak borç miktarı açısından Fransa 3.5 trilyon euroluk borçla ilk sırada bulunuyor.