Washington ve Tahran arasında altı aydır süren çatışmalar, ekonomik ve stratejik yeni bir boyuta evriliyor. Küresel piyasalarda yankı uyandıran son bilgilere göre ABD yönetimi, İran bağlantılı ve el konulan petrol tankerlerini satışa çıkararak savaşın maliyetini hafifletmenin hesaplarını yapıyor. Bu doğrultuda Birinci Dünya Savaşı döneminden kalma, uzun süredir faal olmayan "deniz ganimeti mahkemelerinin" yeniden devreye sokulması planlanıyor.
Söz konusu hukuki mekanizma sayesinde, abluka veya çatışma ortamında ele geçirilen deniz araçları ile taşıdıkları yüklerin mülkiyetinin hızlı bir şekilde ABD hazinesine devredilmesi amaçlanıyor. Elde edilen gelirlerin doğrudan ABD Hazine Bakanlığı'na aktarılması öngörülürken, Tahran yönetiminin petrol ticaretinden elde ettiği gelirlerin kesilmesi hedefleniyor. Ancak bu tartışmalı planın, uluslararası alanda ve hukuk çevrelerinde ciddi itirazlarla karşılaşması bekleniyor.
Bölgesel gerilimin merkezindeki Hürmüz Boğazı'nda ise deniz trafiğinin normale döndürülmesi için diplomatik trafik yoğunlaşmış durumda. Pakistan, Umman ve Katar'dan üst düzey yetkililerin Tahran'a gerçekleştirdiği ziyaretler, arabuluculuk faaliyetlerinin hız kazandığını gösteriyor. İran tarafı, ablukanın kalkmasını, yaptırımların son bulmasını ve savaş tazminatının ödenmesini talep ederken; ABD Başkanı Donald Trump, boğazın tamamen kontrol altında ve açık olduğunu savunuyor. CENTCOM Komutanı Amiral Brad Cooper da bölgede mayın temizleme çalışmalarının tamamlandığını ve uluslararası deniz yollarının güvenli olduğunu duyurdu.
Öte yandan ABD iç siyasetinde de İran operasyonunun maliyeti ve strateji eksikliği sert bir şekilde eleştiriliyor. Demokrat Senatör Adam Schiff, artan maliyetlere ve belirsizliğe dikkat çekerek savaşa son verilmesi çağrısında bulundu. Yaklaşan kasım ayındaki ara seçimlerde İran politikasının ana kampanya maddelerinden biri olması bekleniyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise Washington'a baskı politikasından vazgeçip müzakere masasına dönme çağrısı yaparken, Başkan Trump ise acele etmediğini ve Tahran'ın anlaşmak için çabaladığını öne sürdü.
Krizin arka planına dair dikkati çeken bir diğer iddia ise istihbarat raporlarının manipüle edildiği yönünde. Diplomatik kaynaklar, İran savaşına yönelik istihbarat değerlendirmelerinin Beyaz Saray'ın siyasi hedeflerine göre yeniden biçimlendirildiğini ve bu duruma itiraz eden istihbarat uzmanlarının görevden uzaklaştırıldığını öne sürdü.